Doğrultusunda üzerinde kalma

MİDE BALONU İLE ZAYIFLAMA

2020.11.23 19:14 DiyetisyenTugbaYprk MİDE BALONU İLE ZAYIFLAMA

Mide Balonu ile Zayıflama
Mide Balonu Türleri Nelerdir ?
Normalde besin ile dolarak kişinin aşırı kalori almasına sebep olan midenin yapay bir balon ile doldurulması ve alınan besinin kontrol altına alınması prensibine dayanan ameliyatsız zayıflama yöntemine mide balonu tekniği adı verilmektedir. Mide balonları kişinin isteklerine, vücut ölçülerine, sağlık durumuna göre değişen kıstaslara göre dört türden oluşur. Kişiye en uygun olan mide balonu türü takılarak kısa sürede kilo vermesi sağlanır. Zayıflama amacıyla kullanılan mide balonu türleri şunlardır:
• İçerisi hava dolu olan mide balonu,
• İçerisi sıvı dolu olan mide balonu,
• Silikon malzemeden yapılmış ayarlanabilir mide balonu,
• İntragastrik mide balonu.

Hava ile Şişirilen Mide Balonu
Normalde birden fazla hava ile şişirilen mide balonu türü bulunmaktadır ancak kullanımı sırasında ortaya çıkan sorunlardan dolayı günümüzde tek tip hava ile şişirilen balon kullanılmaktadır. Dışı silikon malzemeden üretilen ve hava kaçırmaması için iki kat koruyucu malzeme ile sarılan bu balonların iki büyük avantajı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi şişirildiklerinde oldukça hafif olmalarıdır. Hava ile şişirilmeyen balonlardan çok daha hafif olmalarından dolayı hissedilme katsayıları da oldukça düşüktür. Hava ile şişirilen balonların ikincisi avantajı ise ağrı ya da bulantı hissi oluşturmuyor olmalarıdır. Nadiren karşılaşılan bulantı hissi de yaklaşık üç – dört günlük sürede tamamen ortadan kalkmaktadır. Balon endoskopik yöntem ile uygulanmakta; sönük halde mideye yerleştirildikten sonra 600cc hava ile doldurulmaktadır. Mideye yerleştirildikten altı ay sonra mideden genel anestezi etkisi altında alınır.
Sıvı ile Şişirilen Mide Balonu
Bir diğer mide balonu türü olan sıvı ile şişen mide balonu ise günümüzde en çok kullanılan mide balonu türüdür. Hacmi diğer mide balonlarına göre daha büyüktür. Yine endoskopik yöntemle sönük olarak mideye yerleştirilir. Yerleştirilmesinin ardından tuzlu sıvı çözeltisi balonun içerisine doldurularak mühürlenir. Mühürlemeden sonra içerisindeki renkli tuz çözeltisinin hareketlerine bakılarak sızdırma olup olmadığı kontrol edilir. Bu avantajından dolayı birçok mide balonu operasyonunda güvenle kullanılmaktadır. İçerisindeki sıvının zararsızlığı da bir diğer avantajıdır. Diğer mide balonu türlerine göre yaklaşık yüzde elli daha fazla alan kaplamaktadır. Bu avantajından dolayı da alınan besin miktarını büyük oranda azaltmaktadır. Büyük olmasından dolayı hissedilme katsayısı yüksek, oluşturduğu yan etkiler ise fazladır. İlk üç – dört gün yoğun bir kusma hissi oluşturmaktadır.

Silikon Mide Balonu
Mide balonu uygulamalarının en son örneği ise silikon ayarlamalı mide balonlarıdır. Hacim olarak oldukça küçük olmalarına rağmen midenin doyma üzerinde etkili olan bir bölümüne yerleştirilirler. Bu sayede diğer mide balonlarından daha fazla doygunluk hissi sağlayabilirler. Üretildiği malzemenin vücuda herhangi bir zararı olmadığından dolayı güvenle kullanılabilir. Balonun bağırsaklara doğru hareketlenmemesi için özel bir kanca sistemi kullanılır. Küçük hacimli olmasından dolayı herhangi bir yan etki göstermez. İçerisinde hava ya da su olmadığından dolayı da sızdırma riski yoktur. Bu riskin olmamasından dolayı da çok uzun süreler kullanılabilir. Günümüzde bir vaka üzerinde iki yıl kadar kalmışlığı vardır ancak bu tavsiye edilmez. Faydalı kullanım ömrü bir yıl olarak bilinmektedir. Genel anestezi altında yerleştirilir ve alınır.
İntragastrik Mide Balonu
En gelişmiş mide balonu yöntemi ise intragastrik mide balonudur. Herhangi bir endoskopik operasyon gerektirmez. Mideye operasyon öncesinde bir çözelti enjekte edilir. Sonrasında ise kapsül şeklinde bir ilaç yutulur. İlaç ile çözelti tepkimeye girer. Tepkimenin sonucu olarak kapsül şişerek balona dönüşür. Balonun hacmi ayarlanabilse de genelde 300cc kadardır. Bazı durumlarda iki balon oluşturulması söz konusudur.
Kimler Mide Balonu Taktırabilir?
• Şeker hastalığı,
• kalp hastalığı,
• yüksek tansiyon,
• karaciğer yağlanması,
• uyku apnesi,
• hareket zorluğu,
• solunum güçlüğü gibi rahatsızlıklardan en az biri bulunan ve vücut kitle indeksi 25 kg/m2 ve üzeri olan kişilere uygulanması doğru olan bir yöntemdir.

Sağlıksız ve yanlış beslenmek, hareketsiz kalmak, hormon bozukluklarına sahip olmak gibi durumlardan dolayı kişinin sürekli olarak kilo alması durumuyla karşılaşılabilir. Alınan bu kilolar diyetlerle ve spor egzersizleri ile kontrol altına da alınabilir. Bazı spesifik durumlarda ise, psikolojik bazı unsurların da desteği ile kişi aldığı kiloları verememeye başlar. Diyet ve spor egzersizleri işe yaramaz. Bu durumun sonucu olarak da obezite gelişir. Obezite oldukça tehlikeli bir hastalıktır. Gelişmeye başlamasından itibaren vücudun birçok fonksiyonunu bozar. Diyabet gibi hastalıkların gelişme riskini büyük oranda artırır. İşte geleneksel kilo verme yöntemlerinin işe yaramadığı durumlarda, genelde obezite hastalığının varlığı halinde mide balonu uygulamasına geçilmekte ve mide balonu taktırılmaktadır.
Bir hastaya mide balonu takılıp takılmayacağı kişinin kendi inisiyatifinde değildir. Genelde doktor tavsiyesi ve gözlemiyle hareket edilir. Doktora başvurulması ve uzun bir takip sürecinden sonra cerrahi müdahaleye karar verilmesi halinde mide balonu taktırılması ihtimali ortaya çıkar. Kişinin vücut kitle indeksinin kırkın üzerinde olması halinde cerrahi müdahale oldukça tehlikeli bir hale gelir. Bu riski ortadan kaldırmak amacıyla vücut kitle indeksinin aşağı çekilmesi gerekmektedir. Bu amaçla da uygulanabilecek yöntemlerden biri olarak mide balonu karşımıza çıkmaktadır. Mide balonunun takılmasının ardından altı aylık süre boyunca verilen kiloların toplamı otuza yaklaşmaktadır. Bu otuz kilo da vücut kitle indeksinin kırkın altına çekilmesi için yeterlidir. Bazı durumlarda ise vücut kitle indeksi otuz beş olanlara mide balonu takılmaktadır. Bu kişilerin aşırı kilolarının yanında mutlaka bir hastalık bulunmaktadır. Bu hastalık genelde diyabettir.

Kimler Mide Balonu Taktıramaz?
• Kronik mide hastalığı olanlar,
• Gebeler ve kortizon kullananlar.
• Bunların dışında, doktor tavsiyesi var ise herkese mide balonu takılmaktadır.
Mide Balonunun Kilo Vermedeki Etkisi
Mideyi boş haliyle büzüşmüş bir torba gibi tanımlayabiliriz. Yemek yendikçe bu torba şişmeye başlar. Normalde çok gergin olmasa da gereğinden fazla yemek tüketildiğinde inanılmaz derecelerde esneyebilir. Yemek tüketiminin sürekli olarak fazla olması durumunda ise torbanın iç hacmi sürekli olarak büyür. Midenin iç hacminin doyma üzerindeki etkisi çok büyüktür. Mide dolduğunda, midenin üzerindeki hücreler ve hormonlar doyma sinyalini iletmektedir. Sinyalin iletilmesinden sonra kişi doyduğunu hissederek yemek yemeyi kesmektedir. Eğer midenin iç hacmi çok büyük ise doyma sinyali çok geç gönderilmekte; gönderilene kadar da kişi daha fazla kalori almaktadır.
Normalde midenin iç hacmine müdahaleler cerrahi yöntemler ile yapılmaktadır fakat bazı durumlarda cerrahi müdahale riskli olabilir. Bu riski ortadan kaldırmak için yapılacak şey mide iç hacminin suni olarak
doldurulmasıdır. Normalde yiyecekle dolan bölgeye içerisi hava veya su dolu bir balon indirilir. Torbanın kapladığı alan kadar besinlerden tasarruf edilir. Kişi normalde tüketeceğinin çok daha azı kadar besini tüketerek geniş midesini doldurur. Mide balonundan kalan alana dolan yemek sayesinde günlük alınması gereken kalorinin belki de beşte ikisi alınır. Bu sayede de kilo verme sürecine başlanır.
Mide Balonu ile Kaç Kilo Verilir ?
Mide balonu taktırmak kesin kilo verileceği gibi bir anlam ortaya çıkarsa da işin aslı tam olarak böyle değildir. Evet, mide balonu büyük kiloların kısa sürede verilmesini sağlayabilir ancak doğru şekilde beslenilirse. Yani mide balonu takılması yaşam tarzında değişiklik yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Mide balonu takıldıktan sonra, takılan mide balonunun türüne göre midenin hacmi 300cc ile 900cc arasında küçülür. Hangi tür mide balonunun takılacağı hastanın durumu ve doktorun tavsiyesine göre kesinleştirilmektedir. Mide balonunun hacmi arttıkça verilebilecek kiloların miktarı ve verme hızı artmaktadır. Hacim düştükçe de tam tersi bir durumla karşılaşılmakta ancak bu yavaş kilo verme durumu da sağlıklı olmaktadır.
Mide balonları takılmalarının ardından yaklaşık olarak altı ay midede kalırlar. Takıldıkları ilk günden itibaren kişinin aldığı kalori miktarını düşürmeye başlarlar. Kişi büyük bir arzuyla tüketmek istese dahi mide hacmi yeterli gelmediği için tüketemez, tüketmemelidir de. Eğer uzman bir diyetisyen tarafından mide balonu kullanıldığı duruma özel olacak şekilde uygun bir diyet yazılırsa altı ayın sonunda otuz kilo kadar vermek mümkündür. Genelde obezite hastalarına cerrahi müdahaleden önce uygulandıklarından dolayı verilen kilolar ameliyat ihtimalini ortadan
Ekstrem bazı durumlarda, mide balonunun vücutta kalma süresi artırılarak otuz kilonun üzerinde de kilo verilmesi sağlanabilir ancak bu gibi örneklerle nadiren karşılaşılmaktadır. Mide balonunun takılmasının ardından geçen altıncı ayda balon kesinlikle alınmakta; kişi vücut kitle indeksi açısından ideal konuma gelmişse ameliyata geçilmektedir.
Mide Balonu Nasıl Takılır?
Mide balonu midenin hacmini azaltmak için kullanılır. Mide içine yerleştirilen balon su ile şişirilerek belli bir yer kaplaması sağlanır. Bu sayede daha az yiyecek ile doygunluk sağlanırken tokluk süresi uzatılır. Çok besin alındığı zaman oluşan rahatsızlık nedeniyle de yemenin verdiği keyif duygusu ortadan kaldırılmış olur.
İşlem 12 saatlik açlık sonrasında uygulanır. 10-15 dakika sürer. Sedasyon eşliğinde uygulanır, cerrahi bir yöntem değildir. Hasta 3 saatlik gözetimden sonra normal yaşantısına devam edebilir. Mide balonu 6 ve 12 aylık olmak üzere iki çeşittir. Kişinin vermesi gereken kilo miktarına bağlı olarak takılacak olan balonun süresi değişkenlik göstermektedir. Bu süreçte beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi amaçlanmalıdır. Uygulama sonrasında kısıtlayıcı bir diyet programı önerilerek yaklaşık 15-30 kg kilo kaybı sağlanır.
Mide Balonu Sonrasında Beslenme
Mide Balonu Sonrası Sıvı Dönemi (ilk 4-5 gün)
Midenin balona uyum sağlaması için ilk birkaç gün sıvı diyeti uygulanması önemlidir. Mide balona alışana kadar vücuda enerji verebilecek ve vücudun susuz kalmasını engelleyecek sıvılar alınmalıdır.
İlk birkaç gün berrak ve şekersiz sıvılar tercih edilmelidir. Küçük yudumlar şeklinde beslenilmelidir. Tolerasyon durumu arttıkça sıvıların kıvamı koyulaştırılabilir fakat taneli sıvılar tercih edilmemelidir. Yine bu dönemde olası kas kayıplarının önüne geçmek için ise protein içecekleri kullanılabilir.
Sıvı Dönemi Serbest Besinleri
• Taze sıkılmış asitsiz meyve suları
• Protein içecekleri
• Et –tavuk-kemik suyu ile hazırlanmış berrak çorbalar
• Şekersiz meyve kompostoları
• Ayran
• Laktozsuz süt
Sıvı Dönemi Örnek Beslenme Programı
• Kahvaltı : 1 çay bardağı protein içeceği
• Ara Öğün: 1 çay bardağı taze sıkılmış elma suyu
• Ara Öğün: 1 çay bardağı laktozsuz süt
• Öğle Yemeği: 1 çay bardağı et suyu
• Ara Öğün: 1 çay bardağı protein içeceği
• Ara Öğün: 1 çay bardağı ayran
• Akşam Yemeği: 1 çay bardağı kemik suyu
• Ara Öğün: 1 çay bardağı protein içeceği
• Ara Öğün: 1 çay bardağı laktozsuz ayran
Mide Balonu Sonrası Püre Dönemi (yumuşak gıda 5-10 gün)
Bu dönemde midenizin tolere durumuna göre yavaş yavaş taneli çorbalara ve iyi ezilmiş gıdalara geçebilirsiniz. Yine bu dönemde besinleri iyi çiğnemek de oldukça önemlidir.
Püre Dönemi Serbest Besinleri
• Yumurta beyazı
• Süt
• Yoğurt
• Ayran
• Ezilmiş tavuk eti
• Ton balığı
• Püre kıvamına getirilmiş meyve
• Taze meyve suları
• Püre kıvamına getirilmiş sebzeler
• Yumuşak light peynirler
• Protein içecekleri

Püre Dönemi Beslenme Programı
• Kahvaltı: 1 adet yumurta beyazı +1 kibrit kutusu beyaz peynir
• Ara Öğün: ½ su bardağı ayran
• Öğle Yemeği : 1 kase tavuk suyunda tavuklu çorba (iyi ezilmiş)
• Ara Öğün: ½ su bardağı protein içeceği
• Akşam Yemeği:1 kase tavuklu yoğurtlu çorba (iyi ezilmiş)

• Ara Öğün: ½ su bardağı protein içeceği
• Mide Balonu Sonrası Katı Dönemi (10.gün ve sonrası)
Sıvıları ve püre besinleri rahat bir şekilde tolere edebildiyseniz artık katı döneme geçebilirsiniz. Bu dönemde sofranıza gelen her besini iyi çiğneyerek yavaş bir şekilde tüketebilirsiniz.
Yasak olan besinler: Asitli içecekler , tuzlu ve yağlı gıdalar , şekerli içecekler , narenciye meyveler
Katı Dönemi Beslenme Programı
• Kahvaltı: 1 adet haşlanmış yumurta +1 kibrit kutusu beyaz peynir
• Ara Öğün: 1 kase meyveli yoğurt
• Öğle Yemeği: 5 yemek kaşığı kıymalı sebze yemeği
• Ara Öğün: 1 bardak süt
• Akşam Yemeği: İyi çekilmiş kıymadan yapılan köfte
• Ara Öğün: 1 bardak laktozsuz ayran
• Katı döneme uyum sağlanılmadığı takdirde tekrar püre dönemine geçiş sağlayarak alışma süreci uzatılabilir.

Mide Balonu Taktıranların Dikkat Etmesi Gerekenler
• Eğer mide bulantısı ve kusmaya karşı aşırı hassas iseniz hacim açısından en düşük olan mide balonunu seçmeniz gerekir.
• Kilonuz çok fazla ve acil olarak ameliyat olmanız gerekiyorsa hacim olarak daha büyük mide balonunu seçmeniz gerekir.
• Mide balonunu taktırdıktan sonra yediklerinize ve içtiklerinize dikkat etmeniz gerekmektedir. Aşırı yağlı, asitli ya da kafeinli her türlü besinden uzak durmalısınız. Özellikle hava ile şişen mide balonlarında tüketilen besinler daha da önem kazanmaktadır.
• Operasyondan sonra bazı mide ilaçlarının kullanımı kesilmelidir. Bazı ilaçlar ile kullanılmaya başlanmalıdır. Bu ilaçları doktorunuz belirleyecektir.
• İlk bir hafta için ani hareketlerden kaçınılmalı, sonrasında ise yine ani hareketlere dikkat edilmelidir.
• Şikayetler beklenmedik şekilde gelişirse mutlaka doktora başvurulmalıdır. Özellikle bağırsaklardaki ağrılar ve aşırı gaz durumu doktora başvurulması gereken durumları oluşturur.
Bunlara dikkat edildiği müddetçe mide balonu operasyonlarından sonra komplikasyon oluşma ihtimali oldukça düşüktür. Ayrıca mide balonunun taktırılması arzu edilen her şeyin tüketilebileceği anlamını doğurmaz. Sağlıklı yaşam tarzına geçilmeli; karbonhidrat ve şeker alımına dikkat edilmelidir. Diyet var ise halihazırda bu diyete uygun beslenilmelidir.
Mide Balonu Taktırmak için Anestezi Gerekir Mi?
Ameliyat gerektirmeyen obezite tedavi yöntemlerinden bir tanesi mide balonu işlemidir.
Mide Balonu Doktor Seçimi
Mide balonunda doktor seçimi oldukça önemlidir. Mide balonu uzman tarafından 400-700 cc sıvı veya balon türüne bağlı olarak hava veya sıvı ile şişirilmektedir. Bu süreçte mide hacmine uygun boyutta balonun şişirilmesi istenilen sonucu almak için oldukça önemlidir. 6 aylık mide balonu bir kez şişirilirken 12 aylık mide balonu üç aylık periyotlar ile sizin artan porsiyonlarınız doğrultusunda şişirilecektir. Bu yüzden takibinizi yapan ve uzman bir diyetisyen desteği olan bir doktor ile bu süreçte çalışmak oldukça önemlidir. Bu sayede işlem sonrası düzenli diyet kontrollerinin yapılması ve sağlıklı beslenme tavsiyelerinin alınması başarılı sonuçlar almanızı kesinleştirecektir. Mide balonu işlemi için seçecek olduğunuz doktorunuzun mutlaka alanında uzman olmasına dikkat etmeniz gerekmektedir.
Mide Balonu Sonrası Şikayetler
Mide balonu işleminin ardından ilk birkaç gün midenin balona uygulanacaktır.
Mide balonu çıkarıldıktan sonra kişi eğer sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmadıysa ve eski beslenme düzenine geri döndüyse verdiği kiloların bir kısmını yeniden alacaktır. Bu yüzden mide balonunun takılı olduğu süreç iyi değerlendirilmelidir ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları yaşam tarzı haline dönüştürülmelidir. Bu yüzden sadece mide balonunun takılması ile kilo vereceğinizi düşünmeyin bu konuda mutlaka diyetisyen tarafından profesyonel destek almanızı öneririz.
Mide Balonunun Avantajları
• Mide balonu son dönemlerde en çok kullanılan yöntemlerden birisi haline gelmiştir. Mide balonu midede hacimsel olarak yer kapladığı için kişinin porsiyon kontrolünü çok daha rahat yapmasını sağlamaktadır. Bu durum kişinin gün içerisinde gereksiz kalori alımını engelleyerek ideal kiloya kavuşma sürecini hızlandırmaktadır.
• Günlük kalori alımını kısıtlayan bu işlem sayesinde kişiler kısa ve sağlıklı bir şekilde ideal kilosuna kavuşabilmektedir. Bu süreç ideal kilosuna ulaşan kişilerin fiziksel değişimine bağlı olarak kendilerine olan özgüveni arttırmakta ve psikolojik açıdan daha mutlu kişilerin oluşmasına destek sağlamaktadır.
Mide Balonu Fiyatları
Mide balonu fiyatları kullanılan balonun türüne ve balonun dayanıklılık süresine göre değişiklik göstermektedir. Mide balonları içerisinde içerisi hava ile şişirilen aynı zamanda da sıvı ile şişirilen 2 balon türü bulunmaktadır. Buna ek olarak kişinin kilosuna bağlı olarak mide balonlarının 6 aylık ve 12 aylık olmak üzere çeşitleri bulunmaktadır. Genellikle kullanılan ve tercih edilen balon türü ise sıvı ile şişirilen 6 aylık mide balonları olmaktadır. Mideye takılan balon faktörü dışında hekimin tecrübesi ve işlemin uygulandığı hastane koşullarına göre de mide balonu taktırmanın fiyatları değişiklik göstermektedir.
https://www.tugbayaprak.com/mide-balonu-ile-zayiflama/
https://www.youtube.com/channel/UCwKrvCOQii2Pza6bYva8Z9w
submitted by DiyetisyenTugbaYprk to u/DiyetisyenTugbaYprk [link] [comments]


2020.10.20 10:27 Obeziteameliyati Mide Balonu Uygulaması

Mide Balonu Uygulaması

Mide Balonu Ameliyatı

Mide balonu, cerrahi bir operasyon gerektirmeden uygulanan ve fazla kilosu bulunan kişilerin kilo vermesini sağlayan bir yöntem olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Bu uygulamada, bir endoskopi cihazı ile mideye girilmekte ve midenin içine hava ya da sıvı oldurulmuş olan bir balon yerleştirilmektedir. Oldukça kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilen bu işlem sonrasında kişiler normalinden daha az acıkmakta ve az gıda ürünü ile daha fazla doymaktadır. Böylelikle kilo verilmesi sağlanmaktadır. Günümüzde oldukça yaygın olarak tercih edilen bu yöntem, kilo verilmesini sağlamak için oldukça etkili olmaktadır.
Mide balonu uygulaması ile kilo vermek isteyen kişiler öncelikle uygulamanın gereklilikleri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Çünkü obezite cerrahisi kapsamında kalıcı olan bir uygulama değildir. Bu işlemi yaptıracak olan kişilerin yaşamlarından değişiklik yapması kaçınılmazdır.

Mide Balonu Nedir?

Mide balonu yöntemi, fazla kilosu bulunan kişilerin zayıflamasını sağlayan bir yöntemdir. Bu yöntemde kişilere herhangi bir kesi atılmamaktadır çünkü mide balonu yöntemi cerrahi bir operasyon değildir. Bu uygulamada endoskopi yöntemi kullanılmaktadır. Kişilerin ağızlarından ucunda görüntüleme cihazı bulunan bir endoskopi cihazı mideye kadar uzatılmaktadır. Monitör üzerinden görüntü izlemesini yapan hekimler, boş bir balonu mideye ulaştığında yerleştirmekte ve daha sonra sıvı ya da hava ile doldurarak işlemi sonlandırmaktadır.
İşlem sırasında hava ya da sıvı doldurulan mide balonu, kişilerin midesine baskı yapmakta ve doygunluk hissinin gerçekleşmesini sağlamaktadır. Midesinde balon bulunan kişiler, daha az yemek yiyerek doygunluk hissine sahip olmaktadır. Herhangi bir kesi atılmadan, cerrahi işlem uygulanmayan bu zayıflama yönteminde kişilere kısa süreli olarak anestezi uygulanmaktadır. Dolayısı ile işlem sırasında anestezi etkisiyle acı ya da ağrı hissedilmemektedir. İşlem sonrasında da ağrı ya da acı duyulmasına neden olacak bir durum yaşanmamaktadır.
Endeskopik Mide Balonu uygulaması ile kilo vermek isteyen kişiler öncelikle uygulamanın gereklilikleri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Çünkü obezite cerrahisi kapsamında kalıcı olan bir uygulama değildir. Bu işlemi yaptıracak olan kişilerin yaşamlarından değişiklik yapması kaçınılmazdır.
https://preview.redd.it/4i5x4jtlm7u51.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=8b2031035b1ba36f369e892c16c89b859265c2f8

Kimler Mide Balonu Yaptırabilir?

Tüp mide uygulamasını aşırı kilolarından şikayetçi olan herkes yaptırabilmektedir. Fakat balon yöntemi ile kilo vermek isteyen kişilerin öncelikle bir doktor muayenesine gitmesi ve uzman görüşü alması gerekmektedir. Çünkü mide balonu, herkesin fazla kilolarından kurtulmasını sağlayacak bir yöntem değildir. Bu yöntemin hangi kişiler üzerinde etkili olacağı uzman hekimler tarafından belirlenmektedir.
Mide balonu uygulaması için ideal olan kişiler; vücut kitle indeksi 30 ile 40 olan kişilerdir. Genel olarak mide balonu uygulaması aşırı kiloya sahip olan yani obezite hastası olan kişilerin, obezite cerrahisine başvurmadan önce uygulattığı bir işlemdir. Bu uygulama sayesinde obezite cerrahisi kapsamında operasyon olacak kişilerin kilo vermesi sağlanmaktadır.

Kimler Mide Balonu Yaptıramaz?

Mide balonu genel sağlık durumu elverişli olan ve morbid obezite kategorisinde yer almayan kişilere uygulanabilmektedir fakat kısıtlılıkları da bulunmaktadır.
Midesinde çeşitli rahatsızlıklar bulunan kişiler, mide rahatsızlıklarını gidermeden taktıramamaktadır. Bu nedenle mide rahatsızlığı olan kişilerin öncelikle gerekli olan tedaviyi uygulaması gerekmektedir.
Bununla birlikte kortizon kullanımı yapan kişilerle gebe kadınlara da mide balonu işlemi yapılamamaktadır.

Mide Balonu Ne Kadar Süre Vücutta Kalır?

Mide balonunun vücutta kalma süresi; 6 ay ile 1 yıl arasında değişmektedir. Mide balonu yönteminde kişilerin midesine harici bir balon yerleştirilmektedir ve bu balon minimum 6 ay, maksimum da 1 yıl midede kalabilmektedir. Süre sonunda yapılacak olan kontrollerin doğrultusunda çıkartılması gerekmektedir.
Mide balonu, mideye yerleştirildiği gibi yani endoskopi ile çıkarılmaktadır. Dolayısı ile endoskopi dışında zorlayıcı herhangi bir yönü bulunmamaktadır.

Mide Balonu Yöntemiyle Kaç Kilo Verilebilir?

Mide balonu uygulamasının temel amacı; kişilerin iştahını azaltmak ve az yemekle doymasını sağlamaktır. Bu doğrultuda kişiler, uygulamadan hemen sonra mide balonunun etkisini görmeye başlamaktadır. Genel olarak mide balonu uygulaması yapılan kişilere bakıldığında; ilk birkaç ay içerisinde 10 kiloya kadar zayıflandığı görülmektedir. Balonu çıkartıldıktan sonra da kişilerin çabasına bağlı olarak kilo verimi devam etmektedir.
Mide balonu uygulaması tek başına kilo verilmesini sağlamaya yetmemektedir. Bilimsel olarak; mide balonu uygulatan kişiler doygunluk hissine daha çok ulaşmakta ve bu nedenle daha az yemek yemektedir fakat bu bir süreçtir ve kişiler bu süreçte yeme içme alışkanlıkları üzerinde değişiklikler yapmalıdır. Minimum 6 ay, maksimum 1 yıl midede kalabilen mide balonu süresince tavsiye edilen; kişilerin sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarını benimsemesi ve bununla birlikte hareketli bir yaşam tarzına geçmesidir. Böylelikle kişiler, mide balonunun çıkartılmasından sonra da kilo verebilmekte ve ideal kilosunu koruyabilmektedir.

Mide Balonu Sonrası Süreç Nasıl İşler?

Mideye balon uygulamasının gerçekleşmesiyle kişiler, uygulamanın etkisini hemen görmeye başlamaktadır. Bu uygulama sonrasındaki ilk günlerde genel olarak bir yabancılık hissi yaşanabilmekte ve hatta mide bulantıları söz konusu olabilmektedir fakat bu geçici bir durumdur. Kısa zaman içerisinde bu yöntemi kullanan kişiler alışmaya başlamaktadır.
Uygulama sonrası birinci hafta şikayeti olan kişiler genellikle ikinci haftada şikayetlerinden kurtulmakta ve etki görmeye başlamaktadır. İşlem sonrasında üçüncü haftada ise vücut tamamen mide balonuna uyum sağlamaktadır.

Mide Balonu Sonrası Nasıl Beslenilmelidir?

Mide balonu işleminden sonra kişilerin benimsemesi ve uygulaması gereken diyet programı, uzman hekimlerin kontrolünde diyetisyenler tarafından oluşturulmaktadır. Bu süreçte her bireyin uygulayacağı diyet programı farklıdır. Dolayısı ile aynı yöntemi uygulatmış olan başka kişilerin diyet programı ile kişilerin kendi diyet programları benzerlik göstermektedir. Bu süreçte yapılması gereken; kişiye özel olarak hazırlanmış olan programa uyulmasıdır.
Her ne kadar her kişinin diyet programı farklı olsa da mide balonu işlemini yaptıran kişiler, hızlı yemek yeme alışkanlıklarına son vermeli ve yemek esnasında doygunluk hissine ulaştığında yemek yemeyi bırakmalıdır. Eğer yemek sonrasında mide bulantısı ya da hıçkırık gibi durumlar söz konusu oluyorsa, bu durum aşırı yemek yendiğinin ya da olması gerekenden hızlı yemek yendiğinin göstergesi olarak nitelendirilmektedir.

Operasyon Sonrası Egzersiz Yapılmalı Mı?

Mide balonu yöntemi tek başına kilo verilmesini sağlamak için etkili olan bir yöntem değildir. Mide balonu taktırmak, kilo verilmesini sağlamak için oldukça büyük bir etkiye sahiptir ve bu sürecin egzersiz gibi aktivitelerle de desteklenmesi gerekmektedir. Doğru yemek yeme alışkanlıkları ve egzersizler ile mide balonu uygulamasından maksimum fayda görülebilmektedir. Bu sebeple tavsiye edilen; mide balonu taktıran kişilerin hayatlarında köklü bir değişiklik yapması ve hareketli bir yaşam tarzı benimseyerek egzersizlere de yaşamında yer vermesidir.

Mide Balonunun Zararı Var Mıdır?

Mide balonu yönteminin genel sağlık durumu için riske neden olabilecek herhangi bir zararı bulunmamaktadır fakat mide balonu harici bir madde olduğundan dolayı kişilerin alışması zaman alabilmektedir. Alışma süreci boyunca kişiler zaman zaman mide bulantıları yaşayabilmekte ve hatta kusma nöbetleri geçirebilmektedir. Sınırlı sürede midede bulundurulabilen mide balonu, süreci dolunca çıkartıldığı için herhangi bir zarara sebebiyet vermemektedir.
Kilo verilmesini sağlamak için bu yöntemi tercih etmek çoğu zaman olumlu sonuçların görülmesini sağlamaktadır fakat bu durum herkes için geçerli değildir. Yeme içme alışkanlıklarını balon midesinde kaldığı sürece değiştirmeyen kişiler, balon çıkartıldıktan sonra tekrar kilo alabilmektedir. Dolayısı ile bu süreçte önemli olan nokta; kişilerin sağlıklı beslenme düzenine geçiş yapmasıdır. Kilo vermek istiyorum diyenlerin rahatlıkla düşünebileceği bir işlemdir.

https://preview.redd.it/ecrmszawm7u51.jpg?width=512&format=pjpg&auto=webp&s=ad38a391329298f2ea80eccc90801bf604564b79
Lütfen Unutmayın, Obezite Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır! Tüm Obezite Sorularınız için Bizimle İletişime Geçebilirsiniz. Şişli Mecidiyeköy'de bulunan İstanbul Obezite Cerrahisi Kliniğimizde Hizmet Vermekteyiz.
İletişim Bilgilerimize Ulaşmak İçin: Obezite Kliniği
Sosyal Medya'da Bizi Takip Etmeyi Unutmayın: Obezite Facebook - Obezite Instagram - Obezite Youtube
submitted by Obeziteameliyati to u/Obeziteameliyati [link] [comments]


2020.06.07 02:19 karanotlar Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı

Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı
https://preview.redd.it/03231g4bsd351.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=fa03d3d71cf7ec53a8f54d5bacaebd8a060efb2c
Dünyada sadece tek bir medeniyet var
Mark Zuckerberg insanlığı çevrimiçi ortamda birleştirme hayalleri kurarken, son zamanlarda çevrimdışı diyarda cereyan eden olaylar “medeniyetler çatışması” tezinin ateşini körükledi. Pek çok âlim, siyasetçi ve sıradan vatandaş Suriye iç savaşı, IŞİD’in peydahlanması, Brexit’in yarattığı kargaşa ve Avrupa Birliği’nde yaşanan istikrarsızlık gibi konuların hepsinin “Batı Medeniyeti”yle “İslam Medeniyeti” arasındaki çatışmadan kaynaklandığına inanıyor. Batı’nın Müslüman milletlere demokrasi ve insan hakları getir-me girişimleri şiddetli bir İslami tepkiye yol açtı ve Müslüman göçü dalgası beraberinde gerçekleşen İslami terör saldırıları sonucu Avrupalı seçmenler çokkültürlülük hayallerini rafa kaldırıp yabancı düşmanı yerel kimliklere meyletmeye başladı.
Sözkonusu teze göre insanlık ezelden beri birbiriyle uzlaşması mümkün olmayan dünya görüşlerine sahip bireylerin oluşturduğu farklı medeniyetlere ayrılmıştı. Bu birbiriyle bağdaşmayan dünya görüşleri medeniyetlerarası çatışmayı kaçınılmaz kılıyordu. Nasıl ki tabiatta farklı türler doğal seçilimin acımasız yasaları doğrultusunda hayatta kalmaya çalışıyordu, medeniyetler de tarih boyunca defalarca çatışmış ve sadece en güçlü olanlar hayatta kaldığından olan biteni onlar aktarmıştı. Bu amansız hakikati göz ardı edenler, ister liberal siyasetçiler ister akılları beş karış havada mühendisler olsun, hatalarının ceremesini çekeceklerdi.’ “Medeniyetler çatışması” tezinin pek çok siyasi çıkarımı var. Tezin savunucuları “Batı”yla “Müslüman âlemi” birleştirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısızlığa mahkûm olduğunu ileri sürüyor. Müslüman ülkeler asla Batı’nın değerlerini benimsemeyecek, Batılı ülkeler de asla Müslüman azınlıkları özümsemeyi başaramayacak. Buna istinaden ABD, Suriye veya Irak’tan gelen göçmenleri kabul etmemeli ve Avrupa Birliği de çokkültürlü-lük yanılgısından kurtulup göğsünü gere gere Batı kimliğine bürünmelidir. Uzun vadede doğal seçilim sınavından sadece tek bir medeniyet geçecektirve Brüksel’deki bürokratlar Batı’yı İslam tehlikesinden korumayı reddediyorsa o vakit Birleşik Krallık, Danimarka ya da Fransa bu işin altından kendi başına kalkmalıdır.
Oldukça yaygın olsa da hatalı bir tezdir bu. Aşırı İslam ciddi bir tehlike arz ediyor olabilir ama tehdit ettiği “medeniyet”, Batı’ya özgü bir fenomen değil tüm dünya medeniyeti. IŞİD, İran’la ABD’yi ona karşı birlik olmaya boşuna itmedi. Ayrıca ortaçağdan kalma tüm fantezilerine rağmen, aşırı İslamcılar bile sırtlarını 7. yüzyıl Arabistan kültüründen ziyade çağdaş küresel kültüre dayıyor. Ortaçağ çiftçi ve tüccarlarının değil dışlanmış modern gençlerin korku ve umutlarına hitap ediyorlar. Pankaj Mishra ve Christopher de Bellaigue’un güçlü bir şekilde ortaya koyduğu üzere, radikal İslamcılar Hz. Muhammed kadar Marx ve Foucault’dan da etkilenmiş, Emevi ve Abbasi halifeleri kadar 19. yüzyıl Avrupalı anarşistlerinin de mirasını devralmışlardır. Dolayısıyla IŞİD’i dahi gökten inmiş esrarengiz bir ağacın meyvesi gibi değil de hepimizin paylaştığı küresel kültürden türemiş kötü bir tohum şeklinde düşünmek daha doğru olur.
Daha da önemlisi “medeniyetler çatışması” tezine dayanak olarak tarihle biyoloji arasında kurulan alegori yanlış. Küçük kabilelerden devasa medeniyetlere kadar her tür insan topluluğu hayvan türlerinden esas itibarıyla farklıdır ve tarihsel çatışmalar doğal seçilimden büyük farklılıklar gösterir. Hayvan türleri binlerce yıl sağlam kalan nesnel kimliklere sahiptir. Şempanze mi goril mi olduğunuz inançlarınıza göre değil genlerinize göre belirlenir ve farklı genler başka toplumsal davranışlar dayatır. Şempanzeler dişi erkek karışık gruplar halinde yaşar. İktidar için her iki cinsiyetten destekçilerin ittifakını sağlayarak yarışırlar. Buna karşın gorillerde tek bir baskın erkek, dişilerden oluşan bir harem kurar ve lider genellikle konumunu sarsma tehlikesi taşıyan diğer erkekleri kovar. Şempanzeler gorillere özgü toplumsal düzenlemeleri benimseyemez, goriller şempanzeler gibi örgütlenemez ve bildiğimiz kadarıyla şempanze ve gorillerin kendilerine özgü toplumsal sistemleri onyıllardır değil yüz binlerce yıldır süregelmiştir. İnsanlarda buna benzer bir şey göremeyiz. Evet, insan topluluklarının da kendilerine has toplumsal sistemleri var ama bunları belirleyen genler değil, ayrıca birkaç yüzyılı aşkın süre boyunca sağlam kalan birsistem de pek yok.
Örneğin 20. yüzyılda yaşayan Almanları ele alalım. Yüz yıldan kısa bir süre içinde Almanlar kendilerini altı farklı sistem içerisinde teşkilatlandırdı: Ho-henzollern Hanedanı, Weimar Cumhuriyeti, Üçüncü Reich, Alman Demokratik Cumhuriyeti (namıdiğer komünist Doğu Almanya), Almanya Federal Cumhuriyeti (namıdiğer Batı Almanya) ve son olarak yeniden birleşen demokratik Almanya. Elbette Almanlar Almanca konuşmayı, bira içip bratwurst yemeyi sürdürmüştür. Ama Almanları tüm diğer milletlerden ayıran kendilerine has ve II. Wilhelm’den Angela Merkel’e kadar değişmeden kalmış bir öz var mı? Ve böyle bir şey buldunuz diyelim, o şey bin ya da beş bin yıl önce de var mıydı?
Yürürlüğe girmeyen Avrupa Birliği Anayasası Önsözü, “Avrupa’nın ihlal edilemez ve şahısların elinden alınamaz insan hakları, demokrasi, eşitlik ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin oluşmasına temel sağlayan kültürel, dini ve insani mirasın” esas alındığını ifade ederek başlıyor.’ Bu söylem doğrultusunda Avrupa medeniyetini insan hakları, demokrasi, eşitlik ve özgürlük ilkelerinin belirlediği izlenimini edinebiliriz rahatlıkla. Antik Atina demokrasisiyle günümüz Avrupa Birliği arasında doğrudan bir bağlantı kurarak Avrupa’nın 2500 yıllık özgürlük ve demokrasi geleneğini öven pek çok söylev bulunur.
Durum filin kuyruğunu tutup fil denen hayvanı bir çeşit fırça sanan kör adamın hikâyesinden farksız. Avrupa’nın yüzlerce yıldır demokratik fikirler barındırdığı doğru ama bu fikirler hiçbir zaman bütünlüklü değildi. Atina demokrasisi tüm görkemine ve yarattığı etkiye karşın sadece iki yüz yıl hayatta kalabilmiş ve Balkanlar’ın ufak bir köşesinde isteksizce uygulanmış bir deneyden ibaretti. Avrupa medeniyeti geçtiğimiz 2500 yıl boyunca demokrasi ve insan haklarının beşiği olduysa, Sparta ile Jül Sezar’ı, Haçlılar ile Konkistadorlar’ı, Engizisyon ile köle ticaretini, XIV. Louis ile Napolyon’u, Hitler ile Stalin’i nereye oturtacağız? Bunların hepsi yabancı medeniyetlerden gelen davetsiz misafirler mi? Esasen Avrupa medeniyetini Avrupalıların ona yüklediği anlam belirliyor; nasıl ki Hıristiyanlığı Hıristiyanların Hıristiyanlığa yüklediği anlam, İslam’ı Müslümanların İslam’a yüklediği anlam, Yahudiliği Yahudilerin Yahudiliğe yüklediği anlam belirliyorsa. Ve bu medeniyete yüzyıllar içinde son derece farklı anlamlar yüklenmiş. İnsan topluluklarını süregiden herhangi bir şeyden ziyade uğradıkları değişimler tanımlar ama insanlar hikâye anlatma becerileri sayesinde kendilerine her koşulda kadim bir kimlik yaratmayı başarırlar. Ne tür devrimler yaşanırsa yaşansın insanlar genellikle eskiyle yeniyi aynı potada eritirler. Bireyler bile devrim niteliği taşıyan şahsi değişimlerini anlamlı ve güçlü bir hayat hikâyesi oluşturacak şekle sokabilir: “Bir zamanlar sosyalisttim ama sonra kapitalist oldum; Fransa’da doğdum ama şimdi ABD’ de yaşıyorum; evliydim ama boşandım; kansere yakalandım ama iyileştim.” Aynı şekilde Almanlar gibi bir topluluk da kendilerini geçirdikleri deneyimler üzerinden tanımlayabilir: “Bir zamanlar Naziydik ama dersimizi aldık ve artık barış yanlısı demokratlarız.” Önce 11. Wilhelm, sonra Hitler ve son olarak da Merkel dönemlerinde kendini gösteren nevi şahsına münhasır bir Alman niteliği aramaya gerek yok. Alman kimliğini belirleyen, bu kökten dönüşümlerin ta kendisi. 2018′ de Almanlık liberal ve demokrat değerleri savunurken Naziliğin ağır mirasıyla cebelleşmek demek. 2050’de ne anlama gelir kim bilir.
İnsanlar çoğunlukla, özellikle de konu temel siyasal ve dini değerler olunca, bu değişimleri görmezden gelir. Sahip olduğumuz değerlere yedi ceddimizden kalma kıymetli miraslarmış muamelesi yaparız. Ne var ki böyle yapabilmemizin yegâne sebebi ceddimizin ölüp gitmiş ve söz alamayacak olmasıdır. Örneğin Yahudilerin kadınlara karşı tutumunu ele alalım. Günümüzde aşırı Ortodoks Yahudiler kamusal alanda kadın imgesine yer verilmesine izin vermiyor. Aşırı Ortodoks Yahudilere yönelik reklamlarda sadece erkeklere ve erkek çocuklara yer veriliyor; kadınlar ve kız çocukları asla kullanılmıyor.
2011’de aşırı Ortodoks tandanslı Brooklyn gazetesi Di Tzeitung, Usame bin Ladin’in ikamet ettiği komplekse düzenlenen baskını izleyen ABD’li devlet görevlilerinin fotoğrafını, fotoğraftaki Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da dahil, kadınları dijital yöntemle silerek yayınlayınca bir skandal patlak vermişti. Gazete daha sonra yaptığı açıklamada, Yahudi “tevazu kaideleri” gereği böyle yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Benzer bir skandal Ha-Mevaser gazetesi Charlie Hebdo katliamının ardından düzenlenen gösteride çekilmiş bir fotoğraftan Angela Merkel ‘i, olur da Merkel ‘in resmi sadık okurlarının zihnine şehvet tohumları ekerse diye çıkarınca yaşanmıştı. Başka bir aşırı Ortodoks gazetenin yayıncıları da bu davranışı desteklemiş, “Arkamızda binlerce yıllık Yahudi geleneği var,” diye açıklamıştı.
Kadınların görülmesinin en ciddi şekilde yasaklandığı yer de sinagoglar. Ortodoks sinagoglarında kadınlar erkeklerden itinayla ayrı tutuluyor ve dua eden ya da Kutsal Kitap okuyan erkekler ezkaza kadın bedeni görmesin diye bir perdenin arkasında yer alan sınırlı bir alanda duruyorlar. Peki ama tüm bunlar binlerce yıllık Yahudi geleneğine dayanıyorsa, arkeologlar İsrail’deki Mişna ve Talmud dönemlerinden kalma antik sinagogları kazdı-ğında ortaya çıkan gerçekleri, cinsiyet ayrımına dair hiçbir kanıt bulunmamasından öte, kimi yarı çıplak denilebilecek kadınların resmedildiği güzide yer mozaiklerini ve duvar resimlerini ne yapacağız? Mişna ve Talmud’u kaleme alan hahamlar bu sinagoglarda dua edip çalışmış ama günümüz Ortodoks Yahudileri bunları günah, dine hakaret ve eski geleneklere saygısızlık olarak değerlendiriyor.
Eski geleneklerin bu minvalde çarpıtılmasına dair örneklere her dinde rastlanır. IŞİD, İslam’ın özgün ve saf haline dönmekle övünür ama aslında yepyeni bir İslam anlayışları var. Eski kutsal metinlerden alıntı yaptıkları doğru ama hangi metinleri kullanıp hangilerini göz ardı edecekleri ve alıntıladıkları kısımları nasıl yorumlayacakları hususunda ihtiyatlı davranıyorlar. Esasen kutsal metinleri işlerine geldiği gibi yorumlama tavırları da başlı başına çağdaş bir olgu. Bilindiği üzere, tefsir, eğitim görmüş ulema sınıfının, Kahire’deki El-Ezher gibi saygın kurumlarda İslam hukuku ve teolojisi çalışan âlimlerin tekelindeydi. IŞİD liderlerinin pek azı böyle bir eğitime sahip; ulema sınıfının en saygın mensupları, Ebu Bekir el-Bağdadi ve şürekâsını cahil ve azılı mücrimler olarak görüp kınıyorlar.
Bu durum IŞİD’i, kimilerinin iddia ettiği gibi “İslam dışı” ya da “İslam karşıtı” kılmıyor. Barack Obama gibi Hıristiyan liderlerin kalkıp Ebu Bekir el-Bağdadi gibi Müslümanlığı kimlik edinmiş kişilere Müslüman olmanın ne demek olduğunu anlatmaya cüret etmesi de son derece ironik.8 İslam’ın özüne dair hararetli tartışmaların hiçbir anlamı yok. İslam’ın belli bir DNA’sı yoktur. Müslümanlar ona ne anlam atfederse İslam da o anlama gelir.9
Almanlar ve goriller İnsan gruplarıyla hayvan türlerini birbirinden ayıran çok daha keskin bir fark var. Türler çoğu kez ayrılır ama asla birleşmez. Yedi milyon yıl kadar önce şempanze ve gorillerin ortak bir atası vardı. Bu tek ata türü zamanla kendi farklı evrimsel yollarını tutan iki popülasyona ayrıldı. Böyle bir sürecin bir kez gerçekleştikten sonra geri dönüşü yoktur. Farklı türlere ait canlılar çiftleştiğinde kendi aralarında üreyebilen yavrular doğuramadığından, türlerin kaynaşması mümkün değildir. Goriller şempanzelerle, zürafalar fillerle, köpekler kedilerle birleşemez.
Bunun aksine insan kabileleri zaman içinde gittikçe daha büyük gruplar meydana getirecek şekilde kaynaşma eğilimindedir. Çağdaş Almanlar kısa bir süre öncesine kadar birbirinden pek haz etmeyen Saksonlar, Prusyalılar, Svabyalılar ve Bavyeralıların birleşmesiyle oluşmuştur. Denildiğine göre, Otto von Bismarck (Darwin’in Türlerin Kökeni eserini okuduktan sonra) Avusturyalılarla insan arasındaki kayıp halkanın Bavyeralılar olduğunu ifade etmiştir.’0 Fransız halkı Franklar, Normanlar, Bretonlar, Gaskonlar ve Provanslıların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Kanalın diğer tarafında da İngiliz, İskoç, Galli ve İrlandalıların (isteseler de istemeseler de) kay-naştırılmasıyla Britanyalılar meydana gelmiştir. Çok geçmeden Almanlar, Fransızlar ve Britanyalılar da kaynaşıp Avrupalıları oluşturabilir.
Londra, Edinburgh ve Brüksel’de yaşayan insanların bugünlerde güçlü bir biçimde fark ettiği üzere birleşmeler her daim ebedi olmuyor. Brexit hem Birleşik Krallık hem de Avrupa Birliği’nin eşzamanlı olarak çözülmesini pekâlâ tetikleyebilir. Ancak uzun vadede tarihin ne yönde seyredeceği belli. On bin yıl önce insanlık sayısız münferit kabileye bölünmüş durumdaydı. Geçen her bin yıl bu parçalar daha büyük yığınlar meydana getirecek şekilde iç içe geçti ve birbiriyle bağlantısı bulunmayan medeniyetler giderek azaldı. Kalan birkaç medeniyet de tek bir dünya medeniyetine dönüşecek şekilde kaynaşıyor. Siyasi, etnik, kültürel ve ekonomik ayrımlar hâlâ var ama bunlar asli birliği bozmuyor. Hatta kimi ayrımları mümkün kılan da bu geniş ve kapsamlı ortak yapı. Mesela ekonomide, herkes aynı piyasaya iştirak etmezse işbölümü başarıyla sağlanamaz. Bir ülkenin otomobil veya petrol üretiminde uzmanlaşması ancak buğdayve pirinç üreten başka bir ülkeden gıda ürünü temin edebiliyorsa mümkündür.
İnsanların birleşme sürecinin iki belirgin biçimi var: farklı zümreler arasında bağlantı kurmak ve zümreler arasındaki faaliyetleri homojenleştirmek. Oldukça farklı davranmaya devam eden zümreler arasında bile bağlantılar kurulabilir. Hatta can düşmanı zümreler arasında bile bağlantı kurulabilir. İnsanlar arasındaki en kuvvetli kimi bağlar bizzat savaşla kurulur. Tarihçiler, küreselleşmenin 1913’te zirveye ulaştığını, ardından dünya savaşları ve Soğuk Savaş sırasında uzunca bir süre düşüşe geçip ancak 1989’dan sonra yeniden yükselmeye başladığını iddia ederler çoğunlukla. ” Bu tespit ekonomik küreselleşme açısından doğru kabul edilebilir ama fark içermekle beraber aynı derecede önem taşıyan askeri küreselleşmeyi göz ardı eder. Fikirlerin, teknolojilerin ve insanların dört bir yana yayılma hızı ticaretten çok savaşla artar. 1918’de ABD’nin Avrupa’yla bağı 1913’e nazaran daha güçlüydü ve iki dünya savaşı arasındaki dönemde uzaklaşan tarafların kaderi 11. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’la ayrılmaz bir şekilde iç içe geçti.
Ayrıca savaş insanların birbirine ilgisini körükler. ABD’nin Rusya’ya duyduğu ilgi Soğuk Savaş döneminde doruğa ulaşmış, Moskova koridorlarında biri öksürse Washington merdivenlerinde bir koşuşturma başlar olmuştu. İnsanların düşmanlarına duyduğu alaka ticaret ortaklarına duyduklarını katbekat aşar. Vietnam hakkında çekilmiş filmlerin sayısı, Tayvan hakkındaki filmlerin sayısını en az elliye katlar.
Ortaçağ olimpiyatları 21. yüzyılın başında dünya farklı zümreler arasında bağlar kurulmasının çok ötesine geçti. Dünyanın farklı yerlerindeki insanlar birbiriyle iletişim kurmakla kalmayıp giderek daha çok benzer inanç ve davranış biçimlerini benimsemeye başladılar. Bin yıl önce gezegenimiz düzinelerce farklı siyasi modele elverişli topraklara sahipti. Avrupa’da bağımsız şehir devletleri ve ufak çaplı teokrasilerle çekişen feodal beyliklerle karşılaşabilirdiniz. İslam dünyasında evrensel hâkimiyet iddiası taşıyan bir halife bulunsa da krallıklar, sultanlıklar ve emirlikler de mevcuttu. Çin imparatorları kendilerini tek meşru siyasi merci olarak görüyor, kabilelerin oluşturduğu birlikler Çin’in kuzeyiyle batısında birbiriyle çatışıp duruyordu. Hindistan ve Güneydoğu Asya’da rejim çeşitliliği hüküm sürerken Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’daki adalar boyunca hem küçük avcı toplayıcı gruplar hem de genişleyen imparatorluklar yer alıyordu. Bırakın uluslararası yasaları, komşu insan gruplarının bile ortak diplomatik prosedürler üzerinde anlaşamamasına şaşırmamak gerek. Her toplumun kendi siyasi paradigması bulunuyordu ve yabancı siyasi kavramları anlayıp bunlara saygı göstermeleri zordu.
Aksine günümüzde her yerde kabul edilen tek bir siyasi paradigma var. Gezegenimiz iki yüz bağımsız devlete bölünmüş durumda ve bu devletler aynı diplomatik protokoller ve ortak uluslararası hukuk konusunda genellikle uzlaşıyor. İsveç, Nijerya, Tayland, Brezilya; hepsi atlaslarımızda aynı tip renkli şekiller halinde gösteriliyor; hepsi Birleşmiş Milletler üyesi; pek çok farklılık barındırsalar da hepsi aynı hak ve ayrıcalıklara sahip egemen devletler olarak tanınıyor. Aslında hepsi temsil organları, siyasi partiler, genel oy hakkı ve insan haklarına en azından simgesel bir inancı da içine alan pek çok ortak siyasi anlayış ve uygulamaya sahipler. Londra’da ve Paris’te bulunduğu gibi Tahran’da, Moskova’da, Cape Town’da ve Yeni Delhi’de de bir meclis bulunuyor. İsraillilerle Filistinliler, Ruslarla Ukraynalılar, Türklerle Kürtler küresel kamuoyunun kendi taraflarını tutması için yarışırken hep aynı söylemi; insan hakları, bağımsız devlet ve uluslararası hukuktan dem vuran söylemi kullanıyorlar. Dünya belki “başarısız devletler” silsilesinden payını almıştıramabildiği tek bir başarılı devlet paradigması vardır. Dolayısıyla küresel siyaset Anna Karenina prensibine göre işliyor: başarılı devletlerin hepsi aynı ama tüm başarısız devletler baskın siyasi formülün şu veya bu içeriğini eksik bıraktıkları için kendilerine has bir biçimde başarısız oluyor. Kısa bir süre önce IŞİD bu formülü toptan reddedip tamamıyla bambaşka, evrensel halifeliği esas alan bir siyasi varlık göstermek istemesiyle dikkat çekti. Fakat tam da bu sebeple başarısız oldu. Pek çok gerilla hareketi ve terör örgütü yeni ülkeler kurmayı ya da var olanları ele geçirmeyi başardı. Ama bunu yapabilmelerinin sebebi küresel siyasi düzenin temel ilkelerini kabul etmeleriydi. Taliban bile uluslararası arenada bağımsız Afganistan’ın meşru hükümeti olarak tanınmanın peşine düştü. Şimdiye kadar küresel siyasetin ilkelerini reddeden hiçbir grubun kayda değer bir bölgede kalıcı kontrol sağlayabildiği görülmedi.
Belki de küresel siyasi paradigmanın gücünü ortaya koymanın en iyi yolu savaş ve diplomasi gibi ağır siyasi sorulardan bahsetmektense, 2016 Rio Olimpiyatları gibi bir konuya değinmek. Olimpiyatların nasıl organize edildiğini düşünün. 11 bin sporcu din, sınıf ya da dil gözetilmeden, milliyetleri esas alınarak delegasyonlara ayrılıyor. Budist delegasyonu, proletarya delegasyonu ya da İngilizce konuşanlar delegasyonu diye bir şey yok. Birkaç örnek dışında (özellikle de Tayvan ve Filistin), sporcuların milliyetini belir-lemek gayet basit. 5 Ağustos 2016’da düzenlenen açılış töreninde sporcular gruplar halinde geçerek milli bayraklarını salladı. Michael Phelps ne zaman yeni bir altın madalya kazansa Amerikan milli marşı eşliğinde Amerikan bayrağı çekildi göndere. Emilie Andeol judo dalında altın madalya kazanınca “Marseillaise” çalınıp Fransa’nın üç renkli bayrağı dalgalandırıldı.
Duruma uygun şekilde dünyadaki her ülkenin aynı evrensel model çerçevesinde bir milli marşı var. Neredeyse tüm milli marşlar orkestra eşliğinde söylenebilecek birkaç dakikalık kompozisyonlar, yani yalnızca dini göreve veraset yoluyla gelmiş belli bir zümrenin okuyabildiği yirmi dakikalık ilahiler sözkonusu değil. Suudi Arabistan, Pakistan ve Kongo gibi ülkeler bile milli marşları için Batılı müzik standartlarını benimsemiş. Çoğu marş Beethoven’ın kılını kıpırdatmadan besteleyebileceği nitelikte. (Arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde tüm geceyi YouTube’dan çeşitli milli marşlar çalıp hangisinin hangi ülkenin marşı olduğunu tahmin etmeye çalışarak geçirebilirsiniz.) Marşların sözleri bile dünya genelinde neredeyse aynı; aynı ortak siyasi görüşleri ve topluluğa bağlılık anlayışını yansıtıyorlar. Örneğin sizce aşağıdaki milli marş hangi ülkeye ait olabilir? (Yalnız ülkenin adını genel bir ifade olsun diye “ülkem” şeklinde değiştirdim):
Ülkem, vatanım, Toprağına kanımı akıttığım, Başında bekliyorum, Bekçisiyim vatanımın. Ülkem, milletim, Halkım ve vatanım, Birlikte haykıralım “Birlik ol vatanım!” Yaşasın toprağım, devletim, Milletim, vatanım, hep bir bütün kalsın. Ruhu dirilsin, canlansın bedeni, Büyük ülkem için bunların hepsi! Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sevdiğim evim ve ülkem. Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sen çok yaşa büyük ülkem!
Cevap Endonezya. Peki Polonya, Nijerya ya da Brezilya desem şaşırır mıydınız? Milli bayraklara da aynı sıkıcı temayüller hâkim. Tek bir istisna var. Tüm bayraklar bir dikdörtgen kumaş üzerine işlenmiş son derece sınırlı sayıda renk ve geometrik şekilden ibaret. Bir tek Nepal farklı. Nepal bayrağı iki üçgen şeklinde (ama Olimpiyatlarda hiç madalya almadılar). Endonezya bayrağı beyaz üstünde kırmızı şerit. Polonya bayrağı kırmızı üstünde beyaz şerit. Monako bayrağı Endonezya bayrağıyla aynı. Renk körü birinin Belçika, Çad, Fildişi Sahili, Fransa, Gine, İrlanda, İtalya, Mali ve Romanya bayraklarını birbirinden ayırması mümkün değil; hepsinde değişik renklerde yan yana üç şerit var.
Bu ülkelerin bazıları birbirleriyle kıyasıya savaşmış ama 20. yüzyılın çalkantıları esnasında Olimpiyat Oyunları savaş yüzünden sadece üç defa iptal edilmiş (1916, 1940 ve 1944’te). 1980’de ABD bazı yandaşlarıyla beraber Moskova Olimpiyatları’nı boykot etmiş. 1984’te Sovyet bloğu Los Angeles’ta düzenlenen olimpiyatları boykot etmiş. Ve çeşitli seneler Olimpiyat Oyunları siyasi çalkantıların göbeğinde cereyan etmiş (bunların en önemlileri Nazi döneminde Berlin’de düzenlenen 1936 Olimpiyatları ve 1972 Münih Olimpiyatları’nda Filistinli teröristlerin İsrail takımını katletmesi). Fakat genele bakarsak siyasi anlaşmazlıklar Olimpiyat projesini yoldan çıkaramamış.
Şimdi bin sene öncesine gidelim. Diyelim 1016 yılında ortaçağ olimpiyatlarını Rio’da düzenlemek istiyorsunuz. O vakitler Rio’nun Tupi halkının yaşadığı küçük bir köy olduğunu12 ve Asya, Afrika ve Avrupa yerlilerinin Amerika Kıtası’ndan haberi bile olmadığını bir anlığına unutun. Dünyanın en iyi sporcularını uçak yokken nasıl Rio’ya getireceğinize dair lojistik sorunları kafanızdan çıkarın. Dünya çapında herkesin yaptığı pek az ortak spor dalı bulunduğunu ve herkes koşsa bile koşu yarışı kaideleri konusunda herkesin anlaşamayacağını da unutun. Sadece yarışacak delegasyonları neye göre gruplayacağınızı düşünün. Günümüzün Olimpiyat Komitesi Tayvan ve Filistin sorunu üzerine saatlerce kafa patlatıyor. Ortaçağ olimpiyatlarının siyasi sorunları üzerine kaç saat harcamanız gerekeceğini bulmak için bu süreyi on binle çarpın.
Öncelikle 1016’da Çin’deki Song İmparatorluğu dünyadaki başka hiçbir siyasi oluşumu kendi dengi görmüyordu. Dolayısıyla kendi Olimpiyat dele-gasyonuyla Kore’nin Koryo Krallığı ya da Vietnam’daki Dai Viet Krallığı, hele hele deniz aşırı yerlerdeki ilkel barbarların delegasyonlarıyla aynı kefeye konulmasını akla hayale sığmayacak bir aşağılanma olarak algılardı.
Bağdat’taki halife kendini evrensel hegemonyaya sahip görüyor ve çoğu Sünni Müslüman tarafından dini lider statüsünde tutuluyordu. Ancak pratikte halifenin Bağdat yönetiminde pek bir sözü yoktu. O halde tüm Sünni sporcular tek bir halife delegasyonu altında mı toplanacak yoksa Sünni dünyasına hükmeden sayısız emirlik ve sultanlıklara göre mi ayrılacaklar? Ama iş neden emirlikler ve sultanlıklarla sınırlı kalsın? Arabistan çöllerinde Allah’tan başka hükümdar tanımayan bir dolu özgür bedevi kabile yaşıyor. Bunların her birinin okçuluk ya da deve yarışı dallarında müsabaka edecek bağımsız takımlar göndermesine izin verilecek mi? Avrupa da aynı ölçüde baş ağrısına sebep verecek nitelikte. Norman kasabası Ivry’den çıkan bir sporcu Ivry Kontu’nun mu yoksagüçsüz Fransa Kralı’nın mı sancağı altında yarışacak?
Bu siyasi oluşumların pek çoğu yıllar içinde belirip kaybolmuş. Siz 1016 Olimpiyatları’na hazırlık yaparken hangi delegasyonların zuhur edeceğini önceden bilmeniz mümkün değil çünkü kimse bir sonraki sene hangi siyasi oluşumların varlık göstermeyi sürdüreceğini bilmiyor. İngiltere Krallığı 1016 Olimpiyatları’na katılmış olsa sporcular madalyalarını alıp eve dönünce Londra’nın Danimarkalılar tarafından işgal edildiğini ve İngiltere’nin Danimarka, Norveç ve İsveç’le birlikte Kral Büyük Knud’un Kuzey Denizi İmparatorluğu’na dahil edildiğini görürlerdi. Yirmi yıl sonra bu imparatorluk dağıldı ama ondan otuz sene sonra İngiltere yeniden, bu defa Normandi-ya Dükü tarafından işgal edildi.
Bu gelipgeçici siyasi oluşumların pek çoğunun ne çalacak bir milli marşı ne de göndere çekecek bir bayrağı bulunmadığını söylemeye gerek bile yok. Tabii ki siyasi semboller önemliydi ama Avrupa siyasetinin sembolik diliyle Endonezya, Çin ya da Tupi siyasetlerinin sembolik dilleri birbirinden son derece farklıydı. Zafer göstergesi teşkil edecek ortak bir protokol üzerinde anlaşmak neredeyse imkânsız olurdu.
O yüzden 2020 Tokyo Olimpiyatları’nı izlerken milletler arasındaki bu sözde çekişmenin aslında muazzam bir küresel uzlaşmayı temsil ettiğini unutmayın. Kendi ülkelerinin temsilcileri altın madalya kazanıp bayrakları göndere çekilince herkesi milli gurur duygusu kaplıyor ama esasen insanlığın böyle bir etkinlik düzenleyebilmesi çok daha büyük bir gurur kaynağı.
Yuval Noah Harari 21. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/dunyada-sadece-tek-bir-medeniyet-var-yuval-noah-harari/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.11.03 14:14 masalokucomtr Vestel Klima Kullanma Kılavuzu

Vestel Klima Kullanma Kılavuzu
https://preview.redd.it/tjrad9mq0hw31.jpg?width=750&format=pjpg&auto=webp&s=f0fd869924eadd8e2c0a2fe893fbd25db316d56c
Saygıdeğer müşterimiz. Teknoloji ve doğa dostu olan Vestel ürününü tercih ettiğiniz için sizleri canı gönülden kutluyoruz. Sizlere beklediğinizin çok daha üstünde bir ürün sunmayı amaçlayan Vestel modern tesislerinde özen gösterilerek üretilen, titizlikle kalite kontrollerinden geçirilen Plazma İnverter WIFI 9 A Duvar Tipi Split Klimanız, gereken bakımını yaptırdığınız ve kullanımına özen gösterdiğiniz taktirde sizlere uzun yıllar verimli bir çalışma sağlayacaktır. Kullanım kılavuzu sizlere klimayı nasıl kullanacağınız konusunda yardımcı olur. Klimanızın en ileri teknolojik çözümleri içerisinde bulundurduğunu ve oldukça kolay bir kullanımının olduğunu göreceksiniz. Klimanızı kullandığınız süre boyunca memnun kalmanızı dileriz. Bu ürün, çevreye saygılı Vestel beyaz eşya AŞ tarafından doğa dostu olarak üretilmiştir.

Güvenlik İçerikli Önemli Bilgiler

Bu kılavuz, klimanızın güvenliği, ilk kullanımı, klimanızın bakımı ve temizliği ve kullanım amaçları ile alakalı önemli bilgiler içerir. Bu kullanım kılavuzunun her daim klimayla beraber saklanması gerekir. Ürünü başka birine devrettiğiniz taktirde klima kullanma kılavuzunu da vermeyi ihmal etmeyin. Klimayı kullanmaya başlamadan önce elektrik çarpması, yanık, yangın ya da yaralanma riskini en aza indirebilmek adına çok dikkatli bir şekilde okumalısınız. Uzun yıllar klimanızdan verim almak istiyorsanız klima temizliği, bakımı ve çalıştırılması konusunda hususlara mutlaka uyun. Klimanızın montajının kesinlikle Vestel yetkili servisi aracılığı ile yapılmasını sağlayın.

Klima Kurulumu İçin Güvenlik Uyarıları

ciddi yaralanmalara, ölümlere, mal kaybına neden olmaması için klima kesinlikle topraklama işleminden geçmelidir. Topraklama kablosu asla bir su borusuna, paratonere, bir gaz borusuna ya da telefon topraklama kablosuna bağlamayın. Montaj biter bitmez klimaya elektrik verin ve herhangi bir kaçak olup olmadığına emin olun. Bu işlemi yapmayı ihmal ederseniz, üründe hasar oluşmasına ve elektrik çarpmasına sebep olabilir. Montaj işlemi, montaj kuralları uygulanarak kesinlikle Vestel yetkili servisi tarafından yapılmalıdır. Montaj işlemini kendiniz yapmayı denemeyin. Böyle bir şey yapılması durumunda üründe hasar ya da yapan kişide yaralanma görülme ihtimali çok yüksektir. Klimanın kablo bağlantısı milli elektrik düzenlemeleri ilkesine uygun olarak işinde uzmanlaşan bir elektrikçi ile yapılmalıdır. Klima kalıcı şekilde sabit bir kablo donanımı ile bağlanmışsa ve 10 mA’’dan daha yüksek kaçak akıma sahipse sabit olan kabloya, çalışma akımı 30 MA’dan yüksek olmayan kaçak akım koruma rölesi bağlanmalıdır. Klimanız elektrik şebekesine uygun şekilde otomat ve gecikmeli olarak bağlanmalıdır. Klima montajı için yer seçimi yaparken asla sıvı ya da yanıcı maddelerin yer aldığı bir yeri seçmeyin. Böyle bir dikkatsizlik yaparsanız, sonuçları korkunç olabilecek bir yangına davetiye çıkarmış olursunuz. Klima kurulumundan sonra aşırı ses ya da titreşime maruz kalmamak adına klimanın tam olarak sabitlenmesini klimayı kuran yetkili personele hatırlatın. Dış ünite montajı yapılırken komşularınızı rahatsız etmeyecek bir yere montajlanmasını klima kurumunda görevli personelden rica edin. Klimada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise elektrik sigortasıdır. Montaj sonrası elektrik sigortasının sizin rahatlıkla ulaşacağınız bir yerde olması oldukça önem taşır. Bu sebeple bu konuya çok dikkat etmenizi öneririz. Klima sigortasına hızlı bir şekilde ulaşabilmeniz, olası bir sorunda elektriğini kesmenize yardımcı olur. Bu durum bir anda çıkan yangın, deprem ve buna benzer afetler için hayat kurtarıcı olabilir.
Klima sadece ürün üzerinde yer alan etiket baz alınarak çalıştırılmalı ve bağlanmalıdır. Klimanızı kullanmadan önce mutlak suretle şebeke gerilim değerinizin ürün etiketinde yer alan değer ile uyum sağlayıp sağlamadığını kontrol ettirin. Klima, kesinlikle sigorta vasıtası ile topraklı enerji hattına bağlanmalı; ve klima denenmek için çalıştırılmalıdır. Topraklama yaptırmadan kullandığınızda yaşanması olası olan ya da yaşanan hiçbir zarar, üretici hatasından kaynaklı olmamaktadır. Klimada ne sorunu yaşanırsa yaşansın tamiri için mutlaka yetkili servisten faydalanın. Klima tamirinde yetkili olmayan kişilerce yapılan tamir sebebi ile doğacak sorunlardan yetkili servisi sorumlu tutamazsınız. İç ünite montajı yapılırken yerden yükseklik oranının 1,8 metreden daha az olmamasına özen gösterin. Klima kullanımı sırasında iç ya da dış ünitelerde yer alan deliklere cisim ya da parmak sokmak çok sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Dış ünitenin üzerine onu kapatacak bir madde koymamaya dikkat edin. Aynı şekilde önüne de herhangi bir madde koymayın. Hava akışını yönlendiren kanatların arasına kesinlikle bir cisim sokmayın. Böyle bir şey yaparsanız iç üniteye hasar vermekle birlikte yaralanma riskiniz de çok fazla olacaktır. Fan yüksek hızda döndüğü için de yaralanmalar meydana gelebilir. Yağmurlu ve gök gürültülü havalarda ya da ani elektrik kesilmelerinde klimanıza herhangi bir zarar gelmemesi için şarteli kapatarak klima güç bağlantısını kesmeyi ihmal etmeyin. Bunu ihmal edenler yangına veya elektrik çarpmasına maruz kalabilirler. Kyoto anlaşmasında da belirtildiği gibi klimalar, florlu sera gazlarını içerisinde barındırır. Klimadan çıkan havanın vücudunuza direkt olarak temas etmemesine çok dikkat edin. Bu durum, sağlığınızı olumsuz yönde etkileyecektir. Hayvan, insan ya da bitki fark etmeden klimadan çıkan soğuk ya da sıcak havaya direkt maruz kalmamalıdır. Hava yönünü insanlara direkt üflemeyecek şekilde ayarlamaya özen gösterin. Uzun süre klima soğuğuna maruz kalmak, sizlere hem sağlık açısından hem de fiziksel zarar verecektir. Klima çalışırken kapı ve camlar kapatılmalıdır. Bu yapılmadığında klimanın performansında düşüş yaşanacaktır. Klimayı uzun süre hava alamayan ortamlarda çok fazla kullanmayın. Klimayı ocak, fırın ve buna benzer aletlerle çalıştırırken ortamı arada da olsa havalandırmak ihmal edilmemelidir. Kapı ya da cam açıksa veya bulunulan ortamda nem çok yüksekse klima uzun süre çalışır durumda kalmamalıdır. Dış ünite haricindeki klima parçalarını, yağmur, güneş ve buna benzer açık hava ortamlarında bırakmayın. Klimalar, kapalı ortamlar için ev tipi olarak tasarlanmıştır. Klimayı sadece amacına uygun olarak kullanın. Ortamı ısıtma veya soğutma dışında hayvan, gıda, bitki ve buna benzer şeyleri korumak adına kesinlikle kullanmayın. Klima kullanın amacının dışına çıkarak kullanıldığında üründe hasar meydana gelebilir. Bununla beraber bu durum, ciddi sağlık sıkıntıları da yaşatabilir. En önemlisi ise kullanıcı kaynaklı bir sorun olması nedeni ile klima garantisi iptal edilir. Bu koşullarda oluşacak hasar ne boyutta olursa olsun kullanıcı tarafından karşılanacaktır. Klimanız sadece açıklanan kullanım amacı niteliğinde kullanılmalıdır. Elektrik devresine fazla yük yüklendiğinde bu durum ciddi zararlara neden olacaktır. Bunu göz önüne alarak klima çalışırken başka yüksek güç çeken cihaz çalıştırmamaya özen gösterin. Klima için çoklu prizleri ya da uzatma kablolarını tercih etmeyin. İhmal durumu hasara ve elektrik çarpmasına sebebiyet verebilir. Klima kullanımı 8 yaş üzeri çocuklar, kısıtlı zihinsel, fiziksel, duyusal veya bilgi ve deneyim konusunda yetersiz olan kişilerin kullanması için gözetim altında tutulmaları ya da klimayı güvenli olarak nasıl kullanacakları konusundaki talimatları ve klima kullanımına dikkat edilmediğinde yaşanabilecek tehlikeleri anlamaları gerekir. Çocuklar, klimayı oynanacak bir araç olarak görmemelidir. Eğer klima temizliği ya da bakımını yapıyorlarsa, bu işlem sırasında mutlaka yanında bu işten anlayan bir büyük bulunmalıdır. Özellikle klima iç ünitesi çocukların uzak durması gereke n bir parçadır. Ambalaj malzemeleri, boğulmaya sebebiyet verebilecek malzemelerdir. Bu sebeple malzemeleri çocukların ulaşacağı kadar rahat yerlere koymayın. Kullanmaya başlamadan klima işlevlerini dikkatle kontrol edip tüm işlevlerin doğru olduğuna emin olun. Klima sadece klima gövdesinde ya da klimada yer alan elektrik kablosunda herhangi bir hasara rastlanmadığı zaman kullanılmalıdır. Elektrik kablolarında belirli aralıklarla hasar kontrolü yapmayı ihmal etmeyin. Klima elektrik kablosunun üzerine eşya koymak ya da kabloyu çekerek zorlamak tehlikeye sebep olabilir. Elektrik kablosunda herhangi bir sıkıntı yaşandığı anda olası bir tehlikenin önlenebilmesi adına sadece üretici önerili yetkili servisten yardım alınmalıdır. Klimanız, çalışmasında anormal durumlar söz konusuysa, klima kablosunda hasar varsa, klimada yer alan elektrikli parçalar ciddi şekilde zarar görmüşse, klima suya düşme, sel baskınına maruz kalma gibi sorunlardan dolayı ıslanmış ve elektriksel parçalar su temasına maruz kalmışsa, klimadan daha önce duyulmayan bir ses, koku ya da duman gelirse kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu belirtilerden bir tanesini bile yaşarsanız, klima ile elektrik bağlantısını kesmeli; klimayı kapatmalı ve yetkili servisi ile kısa süre içerisinde irtibata geçmelisiniz. Aksi taktirde hasar gören bir klima ya da klima parçaları sonucunda ciddi yaralanmalar yaşanabilir. Üreticinin tavsiye etmediği aksesuarların klimada kullanımı hem klimanın bozulmasına hem de sizin ciddi şekilde zarar görmenize sebep olabilmektedir. Klimanın soğutucu gaz dolaşımının gerçekleştiği gaz devresine asla kesici ya da delici maddelerle yaklaşmayın. Boru uzantılarındaki üst yüzey kaplamalarının ve ısı değiştirici gaz kanallarının delinmesi sırasında püskürecek gaz, ciddi göz yaralanmaları ve cilt tahrişlerine sebep olmaktadır. Klimaya doğru soğutucu veya yanıcı gaz içerikli spreyler sıkmayın. Klimada meydana gelen herhangi bir soğutucu gaz kaçağı esnasında ortamı havalandırarak mümkün olan en kısa sürede yetkili servisle iletişime geçmeniz sizlerin yararına olacaktır. Klimanın yer aldığı ortamda yanıcı gaz kaçağı yaşanması durumunda klimayı ve gazı kapatın. Ortamın tam olarak havalandığına emin olmadan klimayı kesinlikle tekrar çalıştırmayın. Klima elektrik kablosunun veya klimanın yakınında ısıtıcı tarzında maddeler bulundurmayın. Isıtıcıdan yayılan ısı, klimada yer alan plastik parçaları eritebilir. Nemli ya da ıslak eller ile klimaya temas etmeyin. Eğer uzun süre evde olmayacaksanız ya da bir şekilde klimayı uzun süre kullanmayacaksanız, elektrik bağlantısını sigortadan kesmelisiniz. Enerji kesildikten sonra yeniden geldiği zaman klimanız en son hangi modda çalışıyorsa o modda çalışmaya başlayacaktır. Olası bir elektrik kesintisi esnasında evden çıkacaksak, klima otomatının kapalı hale getirilmesi gerekir. Klima deliklerine bir şey sokmak ya da düşürmek cihaza zarar verir. Bu konuya çok dikkat edin.
Aşağıdaki durumlar için klimanın sigortasının attırıldığından ve klimanın kapalı hale geldiğinden emin olun
Temizlik ve bakım yapılmadan önce
Kurulum işlemi yapılmadan önce
Tamir edilmeden önce
Klimadan boşalan suyu kesinlikle içme suyu olarak kullanmayın. Bu şekilde davrandığınızda ciddi problemler yaşamanız olağandır. Klimayı montajladıktan sonra yer değişimine karar verirseniz bunu asla kendiniz yapmayın. Böyle bir durumda yetkili servis ile görüşmeniz en doğrusudur.
Bakım Ve Temizlik Yapılırken Dikkate Alınması Gereken Güvenlik Bilgileri
Klima temizliği için aşındırıcı ya da sıvı deterjanlardan faydalanmayın ve üzerine sıvı herhangi bir şey sıçratmayın. Böyle bir durumun yaşanması halinde plastik parçalar zarar görebilir. Bunun dışında elektrik çarpması gibi tehlikeli bir durum da yaşayabilirsiniz. Temizlemeye başlamadan önce herhangi bir zararı engellemek amaçlı klimayı kapatıp şarteli indirin. Yangının ve kısa devrelerin meydana gelmemesi adına iç üniteyi mutlaka kuru tutun. Bakım ve temizlik bölümünde anlatılan hususlara uyarak klimanızı dikkatle temizleyin ve bakımını yapın. Benzin, tiner ve buna benzer hiçbir maddeyi kullanmayın. Aynı şekilde kimyasal maddeleri de klimaya yaklaştırmayın. Hava filtresini takmadan önce filtrenin tam olarak kuruduğuna emin olun. Filtre takılmadan klimayı kesinlikle çalıştırmayın. Bu durum klimada arızaya sebep olacaktır.
Nakliye Ve Taşıma Esnasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Klimanın nakliyesi ve taşınması sırasında, özellikle iç ünite taşınırken OK yönüne dikkat edilmelidir. Dış üniteyi dik olarak taşıyıp yine beklettiğiniz yerde dik şekilde bulundurun. Dış ve iç ünite kutularının üzerine baskı yapma ihtimali olan hiçbir şey koyulmamalı ve kutulara kesinlikle basılmamalıdır. Klima montajı bina çıkışlarına, merdivenlerine ve koridorlarına yapılmamalıdır. Klimanın denendiği durağan basıncın 100 KPa olduğu bilinmektedir. Klimanın elektrik bağlantısı esnasında kullanılması gereken sigorta 18.000 ve 24000 btu için C tipi 20A’, 9.000 ve 12.000 btu için C tipi 16A’dır. Klima montajı yapılacak mekanın elektrik tesisatı kablo çapının istenen kesitte olmasına özen gösterilmelidir. Klimanızda yalnızca dış ünite bina dışı kullanımı için uygundur.
Klima Montajı İçin Konum Seçilmesi
İç ünite
Klima yakınında ısı ya da buhar kaynakları yer almamalıdır. Montajın konumunda hava dolaşımına engel olacak bir sorun olmamalıdır. Klimada hava dolaşımı iyi olmalıdır. Klimada tahliye yapımı kolay olmalıdır. Klima montajı kapı girişine yakın yapılmamalıdır. Klima ile tavan, duvar, dekorasyon ve diğer engeller arasında yeterli mesafe bulunmalıdır. Montaj konumu tavandan yaklaşık olarak 30 cm aşağıda yer almalıdır.
Dış Ünitede
Dış üniteyi yağmur ya da güneş ışınlarından koruyan bir tente varsa kondenserin ısı dağıtımına engel olmadığından emin olun.
Piller
Pilleri direkt olarak ateş, güneş ışığı ve bunun gibi etkenlere maruz bırakmamalısınız. Daha önceden kullandığınız pil ve yeni pil bir arada kullanılmamalıdır. Bitmiş pillerinizi kılavuzda yer alan pillerin takılması bölümünde anlatılan şekil ve tipteki pillerle değiştirin. Şarj edilebilir pillerden uzak durun. Pillerin aktığını fark etmeniz durumunda uzaktan kumandayı kesinlikle kullanmayın. Kumandada göreceğiniz 2478 simgesi pillerinizin bittiğine işarettir. Bu simge karşınıza çıktığında pilleri değiştirmeniz gerekir. İki adet kalem pil V AAA
tip 1,5 kullanın. Uzaktan kumanda pil kapağı ok yönünde açılmalıdır. Pilleri doğru yönde taktığınıza emin olarak yuvalarına dikkatli bir şekilde yerleştirdikten sonra kapağı kapatın.
Sorumluluk sınırlaması
Bu kılavuzda bulunan tüm teknik bilgiler, kullanım talimatları, klima bakımı, klima çalıştırılması ve klimanızla alakalı son bilgileri içermektedir. Üretimi yapan firma, üretici firma tarafından onaylanmayan yedek parçaların kullanılması, cihaz üzerinde izin
verilmeyen değişiklikler yapılması, cihazın kullanım amacının dışında kullanılması, kullanım kılavuzundaki talimatlara uyulmaması ve yetkili olmayan onarım işlemlerinin sebep olacağı herhangi bir hasardan ya da olası bir yaralanmadan kesinlikle sorumluluk kabul etmemektedir. Klima montajının yapılacağı mekanda bulunan elektrik tesisatının uygun olup olmaması tüketici sorumluluğunda olan bir konudur.
Teknik Değerler
Mevsimsel verim değerleri EN 14825 standardı esas alınarak belirlenmiştir.
Anma değerleri TS EN 14511 standardındaki T1 iklim koşulları dikkate alınarak belirlenmiştir. Dış ve iç ortam sıcaklıklarının, belirlenen sıcaklık değerleri dışında bir değerde olması durumunda ısıtma ve soğutma kapasitelerinde değişiklik yaşanacaktır.
Ürünün yanında verilen dokümanlarda ya da ürün etiketinde yazılı olan değerler, ilgili standartlar esas alınarak laboratuvar ortamında elde edilmiştir. Bu değerler, ürünün kullanımına ve dış/iç ortam şartları doğrultusunda değişiklik gösterebilir.
Klimadaki teknik özellikler ya da kılavuz haber verilmeksizin değiştirilebilir.
Bu ürün Elektronik Eşyaların Kontrolü ve atık elektrik yönetmeliğine uygundur.
Bu ürün 2006/95/AT (Alçak Gerilim (LVD) yönetmeliği) ve 2004/108/AT (Elektromanyetik Uyumluluk Yönetmeliği) sayılı Avrupa CE Direktiflerine uygundur.
Kumanda Saatini Ayarlama
Klimanızda sizin isteğinize uygun şekilde otomatik olarak kapatıp açabilmek için kullanabileceğiniz bir saat yer almaktadır. Klima kumandasının pilleri değiştiğinde veya klima yeni alındığında saati ayarlamanız gerekmektedir. Saat ayarını ilk kez yapıyorsanız önce pilleri yerleştirin. Üst ve alt ayar düğmelerini kullanarak saati dikkatli bir şekilde ayarlayın. Piller takıldıktan sonra 5 saniye içerisinde ayarlama işlemine başlamanız gerektiğini sakın unutmayın. Ayarı yapmakta geç kaldığınız taktirde saat 0 olarak ayarlanacaktır. Saat ayarını yapmayı tamamladıktan sonra farklı bir düğmeye basmanıza gerek kalmayacaktır. Yapmış olduğunuz ayar otomatik olarak kaydedilir. 3856 düğmesine her basıldığında zaman 1 dakika ileri gidecek; 3866 düğmesine her bastığınızda ise tam tersi olarak zaman 1 dakika geri gidecektir. Düğmelere basılı tutulması durumunda zamanın çok hızlı azaldığını ya da arttığını göreceksiniz. Olası bir saati tekrar ayarlama durumu olursa bunu saat düğmesine basarak yapabilirsiniz.
Uzaktan Kumanda Kullanılırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Klima uzaktan kumanda ile çok daha verimli ve çok daha etkin kullanılabilir. Fakat bunun için bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.
Uzaktan kumanda direkt olarak klimadaki sinyal alıcıya doğru tutulmalıdır. Kumandanın işlemesi için sinyal alıcıya olan uzaklığının en fazla 6m olması gerekmektedir.
Uzaktan kumandayı kullanırken alıcı ve kumanda arasında hiçbir engelin olmaması gerekir.
Uzaktan kumanda çok hassas bir parçadır. Bu nedenle kumandayı kesinlikle atmamalı veya düşürmemelisiniz. Ayrıca kumandayı her türlü sert darbeden korumaya özen göstermelisiniz.
Kumanda düğmelerine basıldığında Pink sesi alamıyorsanız kumanda ile klima arasında iletişim sağlanamıyor demektir. Böyle bir durumda klimaya biraz daha yaklaşarak ve kumandayı dik konumda tuttuğunuza emin olarak yeniden deneyin. Sinyal sesinin açık olduğuna emin olun.
Kumandayı ısı yayan herhangi bir cihaza yakın olacak şekilde ve güneş ışınlarının direkt olarak temas ettikleri yerlere kesinlikle koymayın.
Klimanın Uzaktan Kumandasız Çalıştırılması
Uzaktan kumanda bir sebebe bağlı olarak kullanılamaz hale gelir ya da kaybolursa, klimanızı iç üniteden çalıştırmanız mümkündür. Bu işlem için:
İç ünite ön kapağını sağ ve sol alt kısımlarından tutup çekerek yukarıya doğru kaldırın
Klimanızın sağında yer alan düğmeye basarak çalışmasını sağlayın. Klimanın çalışmaya başladığını yanan göstergeden anlayabilirsiniz. Gösterge yandıktan sonra oda sıcaklığına en uygun moda otomatikman kendini ayarlayarak çalışmaya başlayacaktır. Klimayı kapatmak için yine açma kapama düğmesini kullanın
Bu düğmeyle açtığınızda klima otomatik modda çalışacaktır.
Klimanızı çok daha kolay ve etkin bir şekilde kullanmanız için gereken bütün işlevler uzaktan kumandanızda bulunur. Bütün işlevleri kumandada yer alan düğmelerle yönetebilir; kumanda ekranında yapılan tüm değişiklikleri anlık olarak görebilirsiniz.
Hızlı Kullanım Ve İlk Çalıştırma
İlk olarak klima sigortasının açık olup olmadığına bakarak sigorta kapalı ise açmalısınız. Klima yetkili servis tarafından kullanıma hazır hale getirildikten sonra kumanda üzerinde yer alan 4248 düğmesine basın ve klimanızı çalıştırın. Klimada en çok kullanılacak olan derece değiştirme, ısıtma, soğutma gibi işlevleri kolay ve hızlı erişim adına göstergelerin bulunduğu bölümün hemen altında yer alır. Klimayı burada bulunan düğmelerden kapatıp açabilir, sıcaklığı düşürüp yükselterek ya da çalışma şeklinde değişiklik yaparak istediğiniz gibi klimaya komut verebilirsiniz. 4333 düğmesi, klimanın açma kapatma düğmesidir. Bu düğme ile klima açma kapatma işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. 4346 düğmesi, klimanızı soğutma moduna geçiren düğmedir. Bu düğmeyi özellikle sıcak yaz günleri için sıklıkla kullanacaksınız. 4361 ve 4358 düğmeleri sizlere arzu ettiğiniz sıcaklığı ayarlamanızı sağlayan düğmelerdir. 4374 düğmesi ile klimanız ısıtma moduna geçer. 4386 ve 4383 düğmeleri yine istediğiniz sıcaklığı seçmenizi sağlar. Kumanda kapalıyken 4400 düğmesini hiç kullanmadan direkt olarak 4408 ya da 4405 düğmeleri ile klimayı bu modlarda çalıştırmanız mümkündür.
Klimanın Kullanılabileceği Çalışma Sıcaklık Aralıkları
dış ortam dış ünitede, Soğutma +10 / +46 ºC, ısıtma -15 / +24 ºC’dir. İç ortam iç ünite de ise soğutma +16 / +30 ºC, ısıtma ise +18 / +30C olarak görülmektedir. Dış ortam sıcaklığı olması gerekenden yüksek ise klimanız soğutma modunda istenen verimi vermeyebilir. Yine dış ortam sıcaklığı olması gerekenden düşükse klima ısıtma modunda beklenen performansı göstermeyecektir. İç ortamda çok fazla nem olduğu taktirde iç hava çıkış ağzı nemlenme ihtimali vardır. Yüksek nem hakimken klimanın uzun süreli kullanılması halinde su yoğuşarak iç ünite yüzeyine damlayabilmektedir.
Klima İşlevleri
Klima işlevleri ürün özellikleri bazında farklılık gösterir. Bu nedenle aşağıda gösterilen işlevler klimada yer almıyorsa kullanılmayacaktır. Klimanızın rahatlıkla kullanılabilmesi için uzaktan kumanda yardımı alarak rahatça yönlendirebileceğiniz işlevler yer almaktadır. Bu işlevler sayesinde daha hoş ve daha keyifli bir hayat elde edeceksiniz. İşlevler şu şekildedir.
4632 soğutma işlevidir. Klima soğutma modundayken ortam sıcaklığı konfor ihtiyacına uygun olarak 18–30ºC, arasında ayarlamanız mümkündür.
4653 ise ısıtma işlevidir. Bu işlevde ise ısıtma modunda ortam sıcaklığı baz alınarak 16– sıcaklıkları arasında ayarlanabilmektedir.
4674 eko işlevidir. Bu işlev soğutma ve ısıtma modlarında enerji düşüşünü sağlar. Kumanda aracılığı ile ayarlanabilen sıcaklık değerleri, konforlu bir ortam için en uygun aralık ile sınırlandırılacaktır.
4705 otomatik moddur. Bu işlev sayesinde klima, ortam şartlarını baz alarak çalışma şeklini otomatikman kendisi belirleyecektir. Sıcaklığın durumuna göre soğutma, ısıtma ya da nem alma yapar.
4732 yatay kanat yönlendirme işlevidir. Bu işlev sayesinde yatay kanat düğmesi ile klimanın iç üniteden üflediği hava yönünü düşey şekilde yönlendirilebilir.
4754 fan işlevidir. Bu işlev oda sıcaklığında herhangi bir değişiklik yapmadan havayı oda içinde dolaştırır.
4768 nem alma işlevidir. ortamı çok fazla soğutmadan havadaki nem seviyesini düşürerek ortamı 18-30 derece arasında istediğiniz sıcaklıkta tutar.
4795 turbo işlevidir. Bu işlevle yarım saat içerisinde maximum olan en yüksek ısıtma ya da soğutma elde edebilmeniz mümkündür.
4819 uyku modu işlevi olarak bilinmektedir. Uyuduğunuzda odanın gerekenden fazla ısınması y da soğuması bu işlev sayesinde engellenir.
4849 düşey kanat yönlendirme işlevidir. Bu işlev ile düşey kanat konumları istenilen şekilde ayarlanır ve havanın ortamdaki dolaşımı yatay olarak yönlendirilebilir. 4870 kapat işlevidir. Bu işlev belirlediğiniz sürede bir geri sayım başlatacak süre bittiğinde klima kendisini otomatikman kapatacaktır.
4892 otomatik açma/kapatma işlevidir. Bu işlev ile önceden belirlediğiniz zaman dilimlerinde klimanızın açılıp kapanmasını ayarlayabilirsiniz.
4910 hisset işlevidir. Klima, kumandanızın yer aldığı ortamdaki sıcaklığı baz alacak şekilde çalışır.
4924 otomatik temizleme işlevidir. Klimanızı soğutma modunda kapattığınız andan itibaren iç ünite eşanjörünü otomatik olarak kurutur. Bu sayede nemin sebep olduğu kötü kokudan kurtulmanız sağlanmış olur.
4952 iyonizer işlevidir. Yapılan araştırmalar sonucunda normale oranla çok daha fazla negatif yüklü iyon molekülü içeren havanın bizi daha enerjik ve daha canlı tuttuğu anlaşılmıştır. İyonizer, bu sebeple negatif iyon üretip ortamdaki havaya aktarır.
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.08.28 11:33 Haberfutbol24 28 Ağustos 2019 Çarşamba Trabzonspor Haberleri

Trabzonspor - AEK maçı kapalı gişe

Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanşında Yunanistan temsilcisi AEK'yi konuk edecek.
Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanşında 29 Ağustos Perşembe günü Yunanistan temsilcisi AEK'yi konuk edecek.
Medical Park Stadı'nda 20.30'da başlayacak karşılaşmayı İngiltere Futbol Federasyonundan Michael Oliver yönetecek. Müsabaka taraftarium24hd.macizle25.site'den naklen yayınlanacak
Atina'da oynanan ilk karşılaşmadan 3-1 galibiyetle ayrılan bordo-mavililer, yakaladığı avantajı değerlendirerek rakibi karşısında turu geçmeyi hedefliyor.
Tarihinde üçüncü kez gruplara kalmak istiyor
Trabzonspor, Yunanistan temsilcisini elemesi halinde tarihinde üçüncü kez gruplara kalma başarısı gösterecek.
Üç sezon aradan sonra tekrar Avrupa kupalarında mücadele eden bordo-mavililer, 2013-2014 ve 2014-2015 sezonlarında art arda gruplara kalmıştı.

Bu sezon Avrupa'da 4. maç

Trabzonspor, bu sezon UEFA Avrupa Ligi'nde 4. maçına çıkacak.
Bordo-mavililer, 3. eleme turunda Çekya'nın Sparta Prag takımını deplasmanda 2-2, sahasında da 2-1'lik sonuçlarla elerken, AEK karşısında da Yunanistan'dan 3-1'lik galibiyetle döndü.
Karadeniz ekibi, bu sezon Avrupa yolculuğunda 2 galibiyet, 1 beraberlik alarak yenilgi yüzü görmedi.
Bordo-mavili takımın attığı 7 golün 4'ünü Caleb Ekuban, 2'sini Alexander Sörloth, 1'ini ise Filip Novak kaydetti.

Kapalı gişe oynanacak

Bu sezon Avrupa'da Sparta Prag, Süper Lig'de de Yeni Malatyaspor'u konuk eden Trabzonspor, sahasındaki 3. maçını da kapalı gişe oynayacak.
İlk 2 karşılaşmada olduğu gibi biletleri tüketen bordo-mavili taraftarlar, Medical Park Stadı'nı yine dolduracak.

Muhtemel 11

Trabzonspor'da Ogenyi Onazi ve Kamil Ahmet Çörekçi'nin sakatlıkları devam ediyor. Arjantinli oyuncu Jose Sosa'nın sakatlığının bulunmadığı ve akşamki çalışmada yer alacağı belirtildi.
Kadroya yeni katılan İngiliz oyuncu Daniel Sturridge'in antrenman eksiği olduğu, teknik heyetin hazırladığı özel program doğrultusunda hazır hale getirilmeye çalışılacağı öğrenildi.
Trabzonspor'un AEK karşısına Uğurcan Çakır, Pereira, Ivanildo, Campi, Novak, Obi Mikel, Abdulkadir Parmak, Abdülkadir Ömür, Nwakaeme, Sörloth ve Ekuban 11'i ile çıkması bekleniyor.

Abdulkadir Parmak kariyer zirvesinde

Trabzonspor'un yıldız futbolcusu Abdulkadir Parmak, Ünal Karaman önderliğinde kariyerinin en iyi dönemlerinden birini yaşıyor.
Bugüne kadar profesyonel olarak 10’un üzerinde teknik adamla çalışan Abdulkadir Parmak, Ünal Karaman önderliğinde kariyerinin en iyi dönemlerinden birini yaşıyor... 26 yaşındaki futbolcu, son olarak Yeni Malatyaspor karşısında alınan 2-1 galibiyette sahada basmadık yer bırakmadı.
Parmak’ın başarısı da karşılıksız kalmadı. Tecrübeli futbolcunun, karşılaşmanın ardından teknik heyet tarafından özel olarak tebrik edildiği öğrenildi.

Trabzonspor taraftarından Akyazı'ya hücum!

AEK maçının biletleri dün satışa çıkarıldı, taraftarlar adeta hücum etti. Bordo-Mavili futbolseverler, 75 TL ile 850 TL arasında değişen biletlerin büyük bir bölümünü satın aldı, geriye ise sadece VİP tribünler kaldı.
Trabzonspor’un UEFA Avrupa Ligi Play-Off turu rövanşında yarın sahasında Yunanistan temsilcisi AEK ile yapacağı karşılaşmanın biletleri dün satışa sunuldu. Taraftarlar ise biletlere adeta hücum etti. Bordo-Mavili futbolseverler, 75 TL ile 850 TL arasında değişenlik gösteren biletlerin büyük bir bölümünü yaklaşık olarak 10 dakika içerisinde tüketti. Şu ana kadar satılan biletler baz alındığında maç günü Akyazı Arena’da en az 32 bin seyircinin olacağı öğrenildi.

Maç saatinde bitecek

Bordo-Mavililer’de satışa çıkarılan biletler 9 ana kategoriden oluşuyor. Bu doğrultuda 75 ile 200 TL arasındaki tüm biletlerin tükendiği edinilen bilgiler içerisinde yer alıyor. Geriye ise sadece VİP biletler kaldı. 400 ile 850 TL arasındaki bu kategorinin büyük bir kısmı ise bitmek üzere. Bu biletlerin tamamının da maç saatine kadar satılmış olması bekleniyor.

AEK maçına özel önlem

Trabzonspor ile AEK arasında yarın oynanacak karşılaşma öncesinde Trabzon İl Spor Güvenlik Kurulu toplantısı gerçekleştirdi. Bu doğrultuda maç öncesinde ve sonrasında istenmeyen olayların yaşanmaması için özel önlemlerin alındığı öğrenildi. Yunan ekibi ile oynanacak kritik karşılaşmada 300’e yakın konuk ekip taraftarının mücadeleyi izlemesi beklenirken, 2 bin 100 güvenlik personeli de görev yapacak.

Ünal Karaman'dan uyarı: Avrupa Ligi şakaya gelmez

Ünal Karaman, AEK maçı öncesinde öğrencilerine bir takım uyarılarda bulundu... “Bu maçta avantaj bizde olabilir. Ancak bu durum asla rehavet yaratmasın, Avrupa Ligi şakaya gelmez. Bir kaza yaşanmasını asla istemeyiz. Bu yüzden sahaya çıkıp tüm enerjimizle mücadele etmeli ve erken bir gol bularak rakibimizin umudunu kırmalıyız”
Trabzonspor Teknik Direktörü Ünal Karaman, UEFA Avrupa Ligi’nde AEK ile oynanacak rövanş karşılaşması öncesinde öğrencileriyle bir toplantı gerçekleştirdi. Deplasmanda alınan 3-1’lik galibiyetin bir avantaj olduğunu ancak bir o kadar da tedbirli olmaları gerektiğini söyleyen tecrübeli çalıştırıcı, “Bu maçta avantaj bizim elimizde olabilir. Ancak bu durum asla üzerinizde rehavet yaratmasın” dedi ve ekledi: “3-1’lik galibiyet sizi yanıltmasın. Alınan bu tür sonuçlar aldatıcı olabilir. Rakibinizi hafife almayın.”

‘Tek yapmamız gereken...’

“Avrupa Ligi şakaya gelmez. Biz de bir kaza yaşanmasını asla istemeyiz. Bu yüzden sahaya çıkıp tüm enerjimizle ve ruhumuzla mücadele etmeliyiz. Erken bir gol bulmalıyız. Maçın başlarında atacağımız bir gol bizi çok rahatlatacak ve aynı zamanda rakibi panikletecektir. Bu yüzden en kısa sürede rakibimizin fişini çekmeliyiz. Tek yapmamız gereken 90 dakika boyunca konsantrasyonumuzu kaybetmemek. Bu istek ve arzuyu tüm maçlarda yayarsak bizi kimse tutamaz.”
Canlı Maç İzle, Şifresiz Maç İzle, Taraftarium 24, Futbol Cafe, Net Spor
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]